Talat Özkarslı’nın vası̇yetı̇ ne?

Unutulmaz kaptan spordan hiçbir zaman kopmamış.
Talat Özkarslı’nın vası̇yetı̇ ne?

Unutulmaz kaptan spordan hiçbir zaman kopmamış. Gaziantepli yerel yöneticilere biraz kırgın, birazda küskün. Gaziantep’te 50 yıldır bir Talat’ın çıkmamasına rağmen kendisine vefa gösterilmediğini söylüyor. Özkarslı, “Varsa eski söylesinler. Galatasaray’da 10 sene top oynamışım. 40 defa milli olmuşum. Gaziantep’i  3. Lig’den 1. Lig’e çıkarmışız. Adım bugüne kadar ne bir sokağa, ne bir caddeye, ne bir parka ne de bir spor tesisine verildi. Vasiyetimdir. Ben öldükten sonra adıma hiçbir yere vermesinler. Bunu ailem ile de paylaştım. Böyle bir teklif gelirse kabul etmeyin” diye konuştu.

KALENİN ÖNÜNDE GEÇİLMEZ BİR DUVAR

Talat Özkarslı, santrfor idi, sonra kalenin önünde geçilmez bir duvar oldu. Otoriteler onu “Talat önce yapının verdiği güç, gücün verdiği mücadele, dengeli iki ayak ve futbola yatık bir kafa Talat Özkarslı’nın özelliğini belirtmek için yeterlidir. Savunma hattının önünde bir kale bekçisi gibi aşılması güç bir oyuncuydu. Önce gol yememek ilk prensibi idi. Gol atmak ya da attırmak ikinci plandaydı onun için. Katı bir savunma adamıydı.” diye tanımlıyor. Talat Özkarslı’nın gerçek adı “Sefer” olmasını rağmen gerçek ismi pek fazla bilinmemekte- dir. Talat, Koçero lakabı ile tanınıyor. Bu isim onun fakirleri gözetmesinden dolayı seyirciler tarafından ona verilmiş lakap.

 

Öncelikle kendinizden bahseder misiniz?

 

21 Mart 1938 tarihinde Gaziantep Merkezde doğdum. Evliyim. Üç kızım ve üçte torunum var.

 

Futbola hangi tarihte nasıl başladınız?

 

Çocukken Gaziler Caddesi’ndeki Hüseyin Paşa Camisi’nin avlusunda siyah plastik toplarla vardı onlarla oynardık. Cami imamı Mahmut Hoca vardı. Biz ona ‘Gavur Hoca’ derdik. Gavur Hoca topumu keserdi. Bizde bu sefer bezden top yapar oynardık. Cami imamı bana sorardı ‘Oğlum sen buradan ne zaman gideceksin? Ben de buradan ölürken giderim derdim. Benim günüm hep orada geçerdi. Daha sonra ağabeyim Şehreküstü’de yönetici olduğu için beni oraya aldı. Takımda santrfor olarak oynuyordum. Şehreküstü takımı attığım gol- lerin de etkisiyle 8 sene üst üste şampiyon olduk.

 

Daha sonra ne oldu?

Şehreküstü takım yöneticilerin- den Gültekin Koçak, İzmirli olduğu için, beni İzmir’in Göztepe takımına tavsiye etmişti. 1960 senesinde ağabeyim Hayri Özkarslı, Nihat Ozan ve Şoför Karamaça ile İzmir’e gittik. Öncelikli olarak Güzelyalı sahasında hazırlık maçında oynamıştım. O maçta 3 gol attım. Beni hemen maç- tan aldılar. Ben gözyaşlarıma hakim olmadım. Ağladım. Malzemeci bir ağabeyimiz vardı. Niye ağlıyorsun diye sordu? 3 tane gol attım. Beni oyundan çıkardılar dedim. Malzemeci ağabeyimiz bana ‘Burada İzmir’in bir takımının yöneticisi var. Seni onlara kaptırmamak için oyundan aldılar’ dedi. Bu maç sonrası Göztepe ile anlaştım ve 1 yıl İzmir Göztepe’de oynadım.

Göztepe’den sonra nereye transfer oldunuz?

Sezon biter bitmez tatil zamanı Gaziantep’e döndüm. Göztepe kulüp yöneticileri bana tekrar imza attır- mak için Gaziantep’e kadar gelmişlerdi. İstediğim koşullar sağlanmadığı için anlaşamamıştık. Bu süre zarfında ismimi duyan Gündüz Kılıç Gaziantep’e gelmişti. Gündüz Kılıç ile karşılıklı bir anlaşma sağlayıp Galatasaray’a transfer oldum. Galatasaray’da 10 yıl boyunca futbol oy- nadım. Orta uç oynuyordum. Ergün Ercin sağ bek oynuyordu. O gidince Gündüz Kılıç, sağbeke beni aldı. 1 sezon santrafor, 9 yılda defans olmak üzere 1961’den 1971 yılına kadar Galatasaray’da oynadım. Bu süre içinde 4 Süper Lig ve 4 Türkiye Kupası kazandık. Bunun yanı sıra 40 defa milli takımda oynama başarısı gösterdim. A Milli takım kaptanlığı yapan tek Gaziantepli olmanın gururunu yaşadım ve halada yaşıyorum.

Çocukken de Galatasaray’ımı tutuyordunuz?

Evet, çocukken de Galatasaraylıydım. Çünkü 8 yıl formasını giydiğim Şehreküstü’nün de forma renkleri Sarı- Kırmızı idi. Ayrıca ailece Galatasaraylıyız.

Galatasaray’a imza atınca neler hissetiniz?

Galatasaraylı olduğum gün dünya- lar benim oldu. Galatasaray’da oynamak benim küçüklük hayalimdi. Benim bu hayalden sonra işim gücüm hep top oynamak oldu. En büyük hayalim Galatasaray’da oynamaktı oda oldu zaten. O hayalimize erdik benim zama- nımda profesyonel futbol yok amatör vardı. Ben Galatasaray’da oynayayım da bedava gene oynarım dedim.

 

Galatasaray’da kimlerle top oynadınız?

Metin Oktay, Turgay Şeren, Candemir Berkman, Uğur Köken, Ayhan Elmastaşoğlu, Recep Adanır, Suat Mamat, Samim Uygur, Ahmet Berkman, Ahmet Karlıklı, Ergun Ercins, Niyazi Tamakan, Selçuk Hergül, Mete Basmacı, Kadri Aytaç, Tarık Kutver takımda ki isimler arasındaydı.

Galatasaray formasıyla yaşadığınız başarılardan bahseder misiniz?

Bir Gaziantepli olarak şehrimi başarı ile temsil etmek onur ve gurur verici bir durum. Bununla beraber Türkiye’nin en iyi takımında 4 kez Lig, 4 kez de Türkiye Kupası kazanmak, milli takımda olmak insanı bir başka mutlu ediyor. Takımımızın büyükleri Metin Oktay, Turgay Şeren, Candemir Berkman bizleri iyi yönlendirirdi. Çok çalışırdık. Yöneticilerimize, hocamıza ve birbirimize karşılıklı sevgi ve saygı içerisindeydik. Başarıların sırrı bu sevgi ve saygıda gizliydi. Sahada rakip olduğumuz bir Fenerbahçeli veya Beşiktaşlı oyuncu ile dışarıda çok iyi arkadaşlıklarımız oluyordu.

Bu arkadaşlıklarınızdan bahseder misiniz?

Fenerbahçe-Galatasaray oynadığı zaman maç biterdi. Oyuncularla birlikte yemeğe giderdik. şimdi ki gibi döner bıçaklarıyla maç izlenmiyordu. O Dönemlerde taraftarlar yan yana oturup maç izlerdi.

Galatasaray’da iken unutmadığınız anınız veya anılarınız var mı?

Galatasaray’da oynadığım zaman unutamadığım hep Fenerbahçe maçlarıdır. Unutamadığım maç 1966 yılında Rusya ile maç yapıyorduk milli maç Adnan süvari hocamız rahmetli Ercan ağabeyimiz santrafor oynuyor, ben sağ bek oynuyordum sonra Adnan süvari bizi değiştirdi. Ercan’ı sağ beke aldı beni santrafor koydu. Orada bir Rus santraforu var hatırımda kalan. Adını unuttum. Bu faul yapmaya başladı Adnan ağabey dedi bu ne yaparsa yapsın sen kımıldamayacaksın dedi. Bana durmadan faul yapıyordu. Bende ne de olsa anlamaz diye buna küfürler yağdırdım. Bir baktım güldü. Niye gülüyorsun dedim. Ben Azeri’yim dedi. Küfürlerimin hepsini anlamış. Sonra mahcup oldum. Ama iş işten geçmişti. Daha sonra çok iyi bir dost olduk. Yıllarca bir birimize mektup gönderdik. Sonra bir birimizi kaybettik.

 

Galatasaray formasıyla Fenerbahçe’ye gol attınızmı?

Galatasaray’da iken Fenerahçe’ye gol atmaz olur muyum ? Ölürdüm zaten ben gol atmasam. O duygu kelimelerle anlatılmaz çok muhteşem bir duygu. Galatasaray’da ben gol sayımı hatırlamıyorum ama ilk gittiğim sene 8 veya 12. Ben Galatasaray’a ilk geldiğim zamanlar santrafor oynuyordum. Ben santrafor olarak gittim Galatasaray’a. Ben sadece futbol oynamıyordum farklı sporlarda yapıyordum 100 m koşardım, gülle atarım, cirit atarım, uzun atlama atlarım, madalyalarım var.

Galatasaray’dan sonra futbol hayatınızda neler oldu?

Galatasaray’dan sonra Gaziantep’e, yuvama dönmek beni çok mutlu etti. Maddiyatı ön plana çıkarmadan şehrime vefa borcum olduğunu düşündüm. Şehrimin takımına hizmet etmem gerektiğini düşünerek buraya geldim. Gaziantepspor’un 3. Lig’den 2. Lig’e, 2. Lig’den 1. Lig’e çıktığı süre içerisinde takım kaptanlığını yaptım. Galatasaray’da yaşadığım şampiyonluklar sonrası Gaziantepspor’un şampiyonluklarında da katkımın olması beni çok ama çok mutlu etmiştir. Galatasaray’da 4, Gaziantepspor’da 1 şampiyonluk yaşadım. Galatasaray Gaziantepspor arasında oynanan jübile maçı ile faal futbolculuk dönemine noktayı koydum. Daha sonra Gaziantepspor’un her platformunda yöneticilik, antrenörlük, menajerlik görevlerinde bulundum. Rahmetli Sani Konukoğlu o zamanlar beni yanına çağırmış, ”Senin yerin bizim yanımızdır” demişti. Bu konuşma sonrası Sankospor’da idari koordinatör olarak görev yaptım.

 

Koçero lakabı nereden geliyor?

Çevremdeki arkadaşlarıma, yakınlarıma, sevdiklerime yardım etmeyi çok severim, herkesin yardı- mına koşarım. Galatasaray’da takım arkadaşım olan Candemir Berkman bu yaptıklarımı, yardım severliğimi gözlemlemişti. Bu sebeple koçero lakabını takmıştı. Koçero bir eşkıya idi ama adalet üzere iş yapmaya özen gösterirdi. Yoksulu, fakiri korurdu. O nedenle, halk arasında anlatılan binlerce olumlu öyküsü vardır.

Futbolu ne zaman bıraktınız?

Ben futbolu 36 yaşımda bıraktım. Şimdi koşabilsem yine oynarım. futboldan bir zarar görmedik ki hep iyiliğini gördük.

Eski futbol ile günümüz futbolu arasında nasıl bir fark var?

Eski futbolla, şimdiki futbol arasında dağlar kadar fark var. Eskiden böyle saha, böyle eşyalar, böyle toplar yoktu. Eski toplara kafa vurunca neredeyse kafanız kırılırdı. Şimdi toplar çok yumuşak ve estetik. Eskiden top oynayacağımız bir sürü semt sahası vardı. Şimdi ise bunlar yok edildi yerine binalar dikildi. Bu sahalar kapandıkça sporcu yetişmiyor. Futbol her geçen gün gelişmektedir. İçinde bulunduğumuz bilim ve teknoloji çağındaki spor sahaları, malzemeleri, eğitim araçları kulüp gelirleri meydana gelen gelişmelerle birlikte her geçen gün bir ivme kazanarak değişim içerisine giriyor. Futbol oyun sistemleri, teknik, taktik, kondisyonel hazırlıklar daha akılcı yöntemlerle uygulanır hale geldi. Ancak son dönemlerde Türk futbolunda, her türlü imkânın olmasına rağmen gerileme söz konusu. Geçmiş dönemlerdeki gibi yıldız ve yetenekli futbolcular yetişmiyor. Olanların sayısı ise eskiye nazaran yok denecek sayıda. Bunun önüne geçilmesi için alt yapılarda planlı programlı çalışmalar yapılması gerekiyor. Antrenöründen sporcusuna kadar her türlü imkânlar sağlanmalı. Ve daha iyi şartlarda eğitim imkânı gerekmektedir.

 

Gaziantep’e ve Türk futboluna çok büyük emekleriniz var gereken saygı size gösteriliyor mu?

Varsa eski söylesinler. Galatasaray’da 10 sene top oynamışım. 40 defa milli olmuşum. Gaziantep’i 3.Lig’den 1. Lig’e çıkarmışız. Adım bugüne kadar ne bir sokağa, ne bir caddeye, ne bir parka ne de bir spor tesisine verildi. Vasiyetimdir. Ben öldükten sonra adıma hiçbir yere vermesinler. Bunu ailem ile de paylaştım. Böyle bir teklif gelirse kabul etmeyin dedim. Maçları artık takip etmiyorum. Galatasaray, Gaziantep’ e geldiği zaman bile gitmiyorum. 10 -15 yıldan belli maçları statta takip etmiyorum. 1- 2 defa gittim adam seni tanımıyor. Ben eski futbolcuyum, Galatasaray’da oynadım diyorum. Aldığım cevap Ağabey kim olursan ol. Evde benim odam ayrı. Ben evde olduğum zaman odama kimse giremez. Hayatım hep spor. Nerde maç var, nerde boks, güreş var ben onu izlerim.

Şu an beğendiğiniz futbolcular var mı?

Galatasaray’dan Sinan Gümüş’ü beğeniyorum. Beşiktaş’ta Oğuzhan, Gökhan, İsmail var onları beğeniyorum.

Sahanın dışında yaşadığınız ve unutmadığınız bir anınız var mı?

Eski dönemlerde maç seyahatleri uzun olduğundan ve gittiğimiz ülkelerde yemek sorunu olduğundan dolayı her deplasmana lahmacun yaptırıp götürürdüm. 1966 yılında Rusya maçına gitmiştik. Gümrükte görev yapan arkadaş, lahmacunu gördüğünde geçmesine izin verme- mişti. Tabi zorla ikna ettik. (gülüyor) Bunun üzerine, takım arkadaşlarım “Talat lahmacunu ne yapacaksın burada yiyecek yok mu” diye takıldılar. Gümrükten geçtikten sonra otele yerleşmeye gittik. Hiç kimse yemek yiyemiyordu. Bunun üzerine lahmacunları sepete koyup balkondan aşağı sarkıttım. Lahmacunu niye getirdin diyenlerin hepsi başta Turgay Şeren abi olmak üzere hepsi lahmacun yemişti. Bu benim için değişik bir anıydı. Bir diğer unutamadığım anı ise şu; 1966 yılında Rusya’ da oynadığımız ve 2-0 kazandığımız maç kadrosunu dönemin başbakanı yıllar sonra İstanbul’da bir araya getirmişti. O takımda oynayan tüm oyunculara isimleri yazılı birer forma hediye edildi. Benim formaya ise Talat yazacaklarına Tarak yazılmıştı. Bu durum gecenin espri konusu olmuştu. (gülüyor)


Haber Merkezi
6.06.2016

Etiketler

Yorum yap

Diğer Haberler