Eray İspir

Eray İspir

30 Mayıs 2020 00:12:00

AKLIMIZA GELMEYEN BAŞIMIZA GELDİ!

“Bir gün daha geçti yine sensiz

Aşkım ağlıyor bak sessiz sessiz..”, diye şarkılar söylerdik geçen günlerimizin ardından özlem duyduklarımızı da içine katarak. Özlemlerimizin çaresizliğini anlatarak… Geçer gibi geçmez gibi günler gelip geçerdi. Geçtikten sonra da zamanın ne çok hızlı geçtiğinden, hayatın ne kadar kısa olduğundan dem vururduk. Neredeyse üç ay oluyor. Yine günler tek tek geçiyor. Bu kez arada bir fark var. Özlediklerimizin sayısı, çeşitliliği arttı. Çaresizliğimizin sayısı ve çeşitliliğinin arttığı gibi.. Nelere özlem duymadık ki bu süreçte. Nelere ulaşamamanın çaresizliğini yaşamadık içimizin en derininde…

Yaptığımız, yapabildiğimiz her şeye, bir trafik polisinin edası ile elimizi kaldırıp “DUR” demek zorunda kaldık. Eve bağımlı bir hastanın mecburen evden çıkamaması gibi evlere bağımlı kaldık. Sağlık sektörü, gıda sektörü ve benzer durumda olup da çalışmak zorunda olanlara bakınca buna da şükrederek, en azından evde kalarak öncelikle kendimiz sonra çevremiz için bir katkı sağlayacağımız ümidiyle, bir an önce bu sıkıntılı süreçten en az zararla kurtulabilmemiz için dualar ettik. Dualar etmeye de devam ediyoruz.

Hayat öyle garip ki, Rahmetli İsmet İnönü’nün; “Kısacık ömrümüze, pekçok olaylar sığdırdık!”, dediği gibi kısacık hayatlarımıza aklımıza gelmeyen pek çok olay sığdırdık. Savaşlar, Depremler, seller, tsunamiler, yangınlar, can kayıpları, sevinçlerimiz, kederlerimiz, kazanımlarımız… Aklımıza gelmeyen her acı olayı yaşadığımızda verdiğimiz tepki; “Aklıma gelmeyen başıma geldi!”, şeklinde oldu. Bu şekilde ifade ettiğimiz olayları, kendimiz yaşamasak bile çevremizde birilerinde aynılarını ya da benzerlerini gördüğümüz , duyduğumuz olaylardı aslında. Galiba sadece kendimizde olabileceğini düşünemiyorduk, düşünmek istemiyorduk. Oysaki, bu pandemi çevremizde gördüğümüz bir benzeri olan bir durum değil kesinlikle. Bu anlamda, ciddi ciddi AKLIMIZA GELMEYEN BAŞIMIZA GELDİ!

Kim derdi ki; “Bir gün bir virüs tüm dünyayı alt üst edecek, binlerce canın kaybına yol açacak, bizi bir çıkmaza sokacak!!!???” İşte bu, gerçekten de hiç birimizin aklına gelmedi. Aklımıza gelse ne olurdu!? Şu gidişata bakınca, açıkçası bende çok fazla bir şey değişeceği kanaati uyanmıyor. Çalışmak zorunda olan bir kesim var. Özellikle de sağlıkçılar, canla başla üstlerine düşeni yapmaya gayret ederken ki, bu uğurda canlarını kaybedenleri de üzülerek görüyoruz ama, ona rağmen tüm bunları görmezden gelip umursamayanlar, kafasına göre keyfi takılanlar da azsınamaz. Ve bu umursamayan kesim beni ürkütüyor, endişeye düşürüyor.

Baştan beri bu durumdan kurtulmak için üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmek için elinden gelenin en iyisini yapan insanlar, umursamayan kesime bakınca sokağa çıkmaya tedirgin olur durumda. Zira sokağa çıktığında dibinde, elinde iki yaşında bir çocuğu, önündeki pusetin içinde bir yaşında bebeği ile bir annneyi rahat bir ruh halinde görüyor. Markete giriyorsunuz, markette insanlar üstünüze üstünüze geliyor, sosyal mesafeye dikkat etmiyor. Markette bir metre aralıkla şerit çekilmiş, şeride özen göstermiyor. Uyaranlarla tartışmaya kalkıyor. Bu durumda alacaklarınızın bir kısmını unutup apar topar bir an önce marketi terk ediyorsunuz. Kaldırımda yürüyorsunuz, adam çarpıp gidiyor. Hiç tınmıyor!

“Bu durumdan ders çıkarmalıyız!”, deniyor. Bence de doğru söyleniyor. Ders çıkarmaya çalışanlar, çevresine karşı duyarlı, bilinçli insanlar oluyor yine. Okumuş ya da okumamış olsun öyle bir cahil kesim (Cehaletten kurtulmak  için okul bitirmekten öte, insanın kendisini yetiştirmesi, eğitmesi gerekir!) var ki, hiç bir şeye “Bana mısın?”, demiyor! Markette, sokakta uyarana dayılanıyor, edepsizleşiyor. Yine her ne ediyorsa insanın insana ediyor! Ne zaman silkinip kendimize geleceğiz belli değil! Bana göre zamanı geldi de geçiyor. Bir silkinip de kendimize geliversek artık ne güzel olur, ne güzel olur!

Allah, insanoğlunu hem çok aciz hem de çok güçlü yaratmıştır. Silkinip kendimize gelebilsek de o güçlü yanımızı bir görebilsek... Sonuçta insanız! Öyle anlar oluyor ki, parmağımızı kıpırdatmak içimizden gelmiyor. Öyle anlar da oluyor ki, dağları bile devirebileceğimiz, her engeli aşarak her şeyin üstesinden gelebileceğimiz duygusu taşıyoruz. Şu yalan dünyadan “Öylesine geldim, öylesine de gidiyorum!” misali geçip gitmememiz lazım. Elimizden geldiğince yüreklere dokunmamız, insanlık yararına iyi şeyler yapmamız lazım. Bunu yapmak hiç kolay değil şüphesiz. Emek, zaman, fedakarlık, en önemlisi de sevgi istiyor. Ama, bunların hepsi de insan olarak içimizde var olan şeyler zaten. Yani, herhangi bir masrafı yok. Yeter ki, kullanmayı bilelim.

Yarınlarda en güzel, en sağlıklı, en huzurlu günlerde hep birlikte buluşmak dileğiyle, sonsuz sevgi ve saygılarımla…

 

 

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları