SAĞLIK KÖŞESİ

SAĞLIK KÖŞESİ

8 Ekim 2019 00:31:00

Çocuklarda çölyak hastalığı ve besin öğesi yetersizlikleri

Funda Esin FAKILI

SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi

Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Görevlisi

 

Çölyak hastalığı çocuklukta en sık görülen emilim ve sindirim bozukluklarından birisidir. Çocuğa özgü glütensiz yeterli ve dengeli bir beslenme planı oluşturulmalıdır.

Bu hastalıktaki klinik özellikler, yaş gruplarına göre büyük farklılıklar göstermektedir.

Hastalık bebeklerde ve küçük çocuklarda genellikle ishal, karın şişliği ve büyüme geriliği ile kendini gösterir, yaş arttıkça boy kısalığı, nörolojik bulgular ve anemi gibi bağırsak dışı bulgular ön plana çıkar.

Çölyak bazı hastalıklarla birlikte görülebilir 

Hastalarda tanı, genellikle glütenin diyete eklenmesinden haftalar veya aylar sonra ortaya çıkan karın şişliği, ishal, gelişme geriliği sebebiyle 6 ay ile 2 yaş arasında konulur. Çocuklarda boy kısalığı çölyak hastalığının tek bulgusu olabilir. Boy kısalığı olan çocuklarda çölyak hastalığı sıklığı yüzde 3-55 arasındadır. Bu hastalarda hem kemik yaşı hem de büyüme hızları geridir.

Çölyak hastalığının bazı hastalıklarla birlikte görülme ihtimali yüksektir. Şeker hastalığı, bazı tiroid ve bağışıklık sistemi hastalıkları bu grupta yer alan hastalıklardır. Çölyak hastalığı bulunan bireyin birinci derece akrabalarında da çölyak hastalığı görülme sıklığı artar. Çölyak hastalığı epilepsi birlikteliği de görülmektedir.

Demir eksikliği de çölyak hastalığında sık görülür

Anne sütü ile beslenmenin çölyak riskini azalttığını gösteren çalışmalar var. Geçirilmiş bağırsak enfeksiyonları sonrası bağırsak florasının bozulup yararlı bakterilerin azalması çölyak hastalığını tetikleyebilir. Buğdayın genetiği değiştirilerek glüten oranının yükseltilmiş olması ve artmış ekmek tüketimi de çölyak hastalığının gelişmesinde rol oynayabilir.

Demir eksikliği çölyak hastalığında sık görülen bir bulgudur. Çölyak hastalığı tanısı alan olguların yüzde 70’inde görülmektedir. Glütensiz diyet alanların çoğunda hematolojik değerler zamanla normale dönse de tedavi başlangıcında folik asit ve demir eklenmesi gerekebilir.

Çölyak hastalığı bulunan hastalarda yağda eriyen A, D, E, K vitaminlerinde, B12, çinko, kalsiyum, magnezyum ve bakır düzeylerinde yetersizlikler görülebilmektedir. Glütensiz diyet ile posa alımında da eksiklikler gözlenmektedir.

Çocuklarda yetersiz beslenme sonucu büyüme-gelişme geriliği oluşabilir, bazı vitamin ve minerallerin yetersizliği ergenliğe geçişte gecikmeye neden olabilir. Glütensiz diyet çölyak hastalığının kesin tanısının konulmasının ardından uygulanmalıdır. Glütensiz diyetin uygulanmasındaki amaç hastanın şikayetlerini kontrol altına almak, yaşam kalitesini arttırmak ve hastalıkla ilişkili komplikasyonların oluşmasını önlemektir.

ÇOCUKLARDA BESLENME DURUMUNUN DEĞERLENDİRİLMESİ 

Çölyak hastalarında beslenme durumu sindirim sistemi hasarı ve emilim bozukluğunun derecesi gibi birçok faktöre bağlı olarak değişebilir. Hastanın klinik ve laboratuvar bulguları, beslenme durumu, vücut ölçümleri değerlendirilmeli, bu değerlendirmede psikososyal durum ve ekonomik kaygılar da göz önünde bulundurulmalıdır. Değerlendirmede besin tercihleri, besin hazırlayan kişi, besin tüketim alanları, besin hazırlama ve pişirme teknikleri ile ilgili de bilgi alınmalıdır. Çocuğa besin hazırlayan kişinin de eğitilmesi önem taşımaktadır. Tüm bu değerlendirmeler sonucunda çocuğa özgü glütensiz yeterli ve dengeli bir beslenme planı oluşturulmalıdır.

Günümüzde tahıl tüketimi fazla olduğu için diyete uyum da zorlaşmaktadır. Uygun karbonhidrat ve bitkisel protein kaynaklarının yerine konulması çok önemlidir. Çölyak tanısı almış çocuklar mutlaka uzman bir diyetisyen tarafından izleme alınmalıdır. Üç günlük tüketim kaydı ile beslenme durumu, vitamin-mineral yetersizlikleri, ağırlık kayıpları ve kan bulgularına bakılarak yaşına uygun enerji, protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineral içerecek bireye özgü beslenme programı oluşturulmalıdır.

ÇÖLYAK HASTALARINDA GELİŞEN SEKONDER LAKTOZ İNTOLERANSI

Yeni tanı almış ya da tedavi almayan çölyak hastalarında emilim ve sindirim bozukluğu nedeniyle laktoz intoleransı gelişebilir. Glütensiz diyetin ilk ayında laktoz içeren süt ve süt ürünlerinin alımını da kısıtlamak faydalıdır. İshal görülmesi durumunda posa alımını da sınırlamak gerekebilmektedir.

ÇÖLYAK HASTALIĞI OLAN ÇOCUKLARDA OKUL YAŞAMI

Çölyak hastalığı olan çocukların okul ortamında güvenli besinlere ulaşımının sağlanması gerekir. Çölyaklı bireylere besin ikramı yaparken dikkatli olunması ve ısrarcı hareketlerden kaçınılması önemlidir.

Okulda yapılan etkinliklerde ikram yapılacaksa veli mutlaka bilgilendirilmeli, mümkünse ikram yapılacak ortamlara velinin katılımı sağlanmalı ve glütensiz besinlere ulaşılması için gereken tedbirler alınmalıdır.

Diğer velilere okulun rehber öğretmeni tarafından bilgilendirme toplantısı yapılarak çölyaklı öğrencilerin özel diyet gereksinimleri olduğu vurgulanmalıdır. Sınıf içi etkinliklerde ise öğretmenler çölyak hastası olan öğrencilerinin sınıf ortamında dışlanmamaları için gerekli duyarlılığı göstermelidir. 

UYARI

Öğrenciler okul öncesi ve ilkokul dönemlerinde en az bir ara ve/veya ana öğünü okulda yapmaktadır. Bu nedenle öğrencinin beslenme için kullanacağı tüm araç gereçlerin bireye özgü olması, mümkünse özel bir dolapta ya da rafta etiketli bir şekilde muhafaza edilmesi gerekir.

Diğer besinlerle temasın önlenmesi için pansiyon/yatılı bir okulda mutlaka besin hazırlama alanlarında, mutfak raflarında ve buzdolabında glüten bulaşma riski olmayan güvenli alanlar oluşturulması gerekir. Mutfak şefi ile irtibata geçilerek glütensiz menülerin ayrı mutfak gereçleri ile hazırlanması, bu mümkün değilse iyice temizlendikten sonra kullanılması sağlanmalıdır.

Personel çölyak hastalığı konusunda bilgilendirilmeli

Tüm glütensiz ürünlerin ağzı kapaklı saklama kapları içerisinde saklanması ve üzerlerine bir etiket yapıştırılması gerekir. Beslenme hizmetinden sorumlu tüm personel ile glütensiz diyet gereksinimi olan öğrenci velileri arasında çocuğun beslenme ortamı oluşturulana kadar sürekli iletişim kurulmalı. Okul kantinlerinde çalışan personel çölyak hastalığı konusunda bilgilendirilmeli, hangi besinlerin glüten içerdiği anlatılmalı. Çölyaklı öğrencilere okul kantinlerinde bulunan taze meyve, sebze, süt, yoğurt gibi besinlerin devamlı bulunması sağlanmalı ve ‘glütensiz’ logosu bulunan besinler tüketilmeli. 

Okul yönetimlerinde Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı işbirliği ile ‘Okul Sağlığının Korunması ve Geliştirilmesi Programı’ kapsamında çeşitli projeler yürütülmektedir. Çölyak hastalığı farkındalık çalışmaları da bu programa dahil edilebilir. Bu program dahilinde, okullarda çölyak hastalığı farkındalığını artırmak amacıyla şu etkinlikler düzenlenebilir.

- 9 Mayıs Dünya Çölyak Günü’nde okullarda çeşitli etkinlik programları yapılabilir.

- Diğer öğrencilerin empati ve sosyal sorumluluk bilincini geliştirmek amacıyla, okullarda ‘çölyakla yaşam’ temalı resim, kompozisyon yarışmaları gibi etkinlikler gerçekleştirilerek okul panoları bu amaçlara uygun düzenlenebilir.

- Çölyaklı öğrencilere kendilerini ve diyet gereksinimlerini anlatmaları için imkanlar verilebilir.

GLÜTENSİZ DİYETLER SAĞLIĞI NASIL ETKİLİYOR?

Sağlıklı bireylerin zayıflamak amacıyla glütensiz diyet uygulaması vücutta farklı sorunlara neden olabilir. Yapılan çalışmalarda tam tahılları, dolayısıyla glüteni tüketmeyen bireylerde kalp ve şeker hastalığı gelişme riskinde artış tespit edilmiştir. Glütensiz diyette tahıl tüketilmemesi, bazı vitamin ve minerallerin alımında kısıtlamaya gidilmesi besin yetersizliklerinin görülmesine sebep olabilir.

GELECEKTE HASTALIKTAN KORUNMA VE TEDAVİ

Hastalığa yatkınlığı artıran genlerin belirlenmesi, risk grubundaki kişilerin tanınmasına ve erken tedavisine olanak sağlar. Çölyak hastalığı tedavisinde tek ve etkin tedavi şekli glütensiz diyettir.

Diyetin damak zevkine uygunluğunun az olması, kolay erişilebilir olmaması, etiketleme eksikliği ve diğer besinlerle bulaşma gibi problemler de meydana gelmektedir.

Gelecekte alternatif tedavi yöntemleri olarak, bağışıklık sisteminde rol alan mekanizma ve moleküllerin saptanması yeni tedavi yöntemlerini oluşturacaktır. Daha güvenli besinlerin oluşturulması ve hastalara ulaştırılması da tedavinin etkinliğinde önemli olacaktır. Herhangi bir sorununuz ya da sorularınız olduğunda öncelikle doktor ya da diyetisyene danışmanız hastalığın kontrolünde önemlidir. Sorunlarınızı doktor ya da diyetisyene çekinmeden dile getirebileceğinizi ve yardım alabileceğinizi unutmayınız. 

Eğer çocuğunuz;

  • Yaşıtlarına göre daha kısa ve zayıfsa
  • Gelişiminde yavaşlama varsa
  • Uzun süren ishali varsa
  • Kronik kabızlık, karın ağrısı veya kusması varsa
  • Ergenlik dönemine beklenen yaşta girmediyse
  • Doktora başvurmanızda fayda vardır.

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları