SAĞLIK KÖŞESİ

SAĞLIK KÖŞESİ

24 Kasım 2020 00:00:00

HİDROSEFALİ

Dr. Öğr. Üyesi Kadir Çınar

SANKO Üniversitesi Hastanesi

Beyin Omurilik ve Sinir Cerrahisi Uzmanı

SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi

Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı

 

Hidrosefali, "beyinde su toplanması" olarak da bilinen, beyin ventriküllerinde ve boşluklarında beyin omurilik sıvısının normalin üzerinde birikmesi durumudur.

Hidro=su ve sefali=baş kelimelerinin birleşmesiyle oluşan hidrosefali, beynin ventrikül denilen odacıklarında bulunan beyin omurilik sıvısının aşırı miktarda atmasından kaynaklanır. Bu durum, kafa içindeki basıncın yükselip beynin zarar görmesine neden olur.

 

Daha çok çocuklarda ve yaşlılarda görülür

Klasik hidrosefali beyindeki su dolanım yollarında tıkanma ya da sıvı yapımı ve emilimi arasındaki dengenin bozulmasına bağlı olarak gelişen, ventriküllerde genişleme ve kafa içi basıncın artmasıyla seyreden klinik bir tablodur. Gerçek konjenital hidrosefalinin görülme sıklığı her 1000 canlı doğumda 1-1.5 arasında bildirilmiştir. Bununla birlikte diğer konjenital nörolojik hastalıklarla birlikte olan ve edinilmiş birçok kafa içi patolojiye bağlı olarak gelişen hidrosefali ile bu oran her 1000 canlı doğumda 3-4’e ulaşmaktadır. Hidrosefali her yaşta ama sıklıkla çocuklarda ve yaşlılarda görülür.

Omurilik sıvısının temel görevleri

Erişkinde günlük üretimi yaklaşık 500 ml olan ve gün boyunca sürekli yapılıp geri emilen, beyni ve omuriliği saran beyin omurilik sıvısı beyin ve omuriliğe gelen darbelerin zararlı etkisini azaltmak, beynin beslenmesine ve atıkların taşınmasına yardımcı olmak, beyin ve omurilik arasında dolaşarak beyindeki basınç değişikliklerini düzenlemek olmak üzere üç temel görevi vardır.

Hidrosefali bulguları

Yaş gruplarına göre değişkenlik gösterebilen hidrosefalide sık rastlanan bulgular şunlardır:

- Yenidoğan (0-2 ay): Yenidoğanlarda (0-2 ay) baş normalden fazla büyür. Diğer belirtiler ise bıngıldakların gergin olması, kafa derisinin incelmesi, kafadaki damarların belirginleşmesi, kusma, huzursuzluk, gözlerin aşağıya kayması ve nöbet geçirme.

- Çocuklarda (2 ay ve üstü): 2 ay ve üstü çocuklarda baş anormal büyür. Bıngıldakların geç kapanması, baş ağrısı, bulantı, kusma,  çift görme, huzursuzluk, yürüme veya konuşmada gerilik, iletişim bozukluğu, nöbetler diğer belirtilerdir. Daha büyük çocuklarda uyanık kalmada veya uyanmada zorluk görülebilir.

- Orta yaşlı erişkinlerde: Orta yaşlı erişkinlerde görülen önemli bir belirti baş ağrısıdır. Bu yaş grubunda ayrıca uyuklama, denge bozukluğu, idrar kaçırma, kişilik bozuklukları, demans (bunama) ve görme bozuklukları görülür.

- Yaşlılarda: Yaşlılarda iletişim kurmada bozukluk görülür. Ayrıca yürümede dengesizlik, hatırlamada zorluk, baş ağrısı, idrar kaçırma gibi bulgulara rastlanır.  

Hidrosefali nedenleri

Hidrosefali tanısı bebek doğmadan önce anne karnında konulması durumunda yürürlükteki yasalara göre gebeliğin sonlandırılması için hastanelerdeki etik kurul heyetinin vereceği rapora ihtiyaç vardır.

Hidrosefali temelde beyin içindeki sıvı dolanımının tümör, doğuştan tıkanıklık gibi sebepler ile bozulması ve beyin omurilik sıvısının üretimi ve emilimi arasındaki dengesizlik olmak üzere 2 nedene bağlı olarak gelişir. Genel olarak hidrosefaliye yol açan nedenler yaş gruplarına göre şu şekilde ayrılır:

- Yenidoğan (0-2 ay): En büyük hasta grubunu 0-2 ay arası yenidoğan grubu oluşturur. Sadece hidrosefali olabileceği gibi omurgada gelişen diğer doğumsal anomaliler (meningomiyelosel) ile birlikte olabilir. Beyin içine genellikle kendiliğinden oluşan kanamalar sonrasında beyin odacıkları genişlemektedir.

- Çocuklar ve yetişkinler: Beyin enfeksiyonları (menenjit, vb.), beyin kanamaları, beyin tümörleri ve kafa travmaları çocuklar ve yetişkinlerde hidrosefaliye neden olabilir.

- Yaşlılar: Beyin omurilik sıvısının emiliminin azalmasına bağlı olarak beyin odacıklarının genişlemesi normal basınçlı hidrosefali olarak adlandırılır.

Hidrosefali tanısı

Erken bebeklikte hidrosefaliden, aile veya çocuk doktoru tarafından hızlı büyüyen kafatası ile şüphelenilir. Çocuklarda sadece başın büyük olması, hidrosefali hastalığının olduğunu göstermez. Daha geç dönemde ve ileri yaşlarda kafatası kemikleri birleştiği için klinik bulgularla hidrosefaliden şüphelenilir. Erken dönemlerde USG tanı için yardımcıdır. Kesin tanı için tomografi veya MRG kullanılır. Beyin cerrahları kesin tanı ve olası nedenleri için daha çok MRG incelemesini tercih eder.

Hidrosefali tedavisi

Hidrosefalinin ilaçlarla tedavisi yoktur. Beyin ve sinir cerrahisi uzmanları tarafından yapılacak cerrahi girişimlerle hidrosefali düzeltilebilir.

Cerrahi girişim şekli hidrosefalinin altında yatan sebebe göre farklılık gösterir. Tümör gibi bir neden varlığında sadece tümörün çıkartılması hidrosefalinin tedavinde yeterli olabilir. Aquaduct stenozu dediğimiz sıvı dolanım bozukluklarında kafatasına açılan bir delikten endoskop adı verilen cihazla girilerek tıkanıklığın açılması mümkündür. Bu işlem tüm hidrosefali hastalarında kullanılmaz ve bazen işlem sonrası bile şant takılması gerekebilir.

Beyin sıvısının başka bir vücut boşluğuna aktarılması gerekir

Sıvı üretim ve emilim bozukluklarında beyin-omurilik sıvısının dolaşımını eski haline getirmek mümkün olmadığından sıvının beyinden başka bir vücut boşluğuna aktarımının sağlanması gerekir.

Bu aktarım için ‘şant’ adı verilen sistemler kullanılır. Şantın tek yönlü ve kontrollü hızda çalışan ve kafa derisinin altında  ‘pompa’ denilen parçası bulunur. Fazla olan beyin-omurilik sıvısı sistem sayesinde vücudun başka bir bölgesine (karın boşluğu, göğüs boşluğu, kalp vb.) taşınır. Böylece beyin içindeki basıncın artması önlenir. Ancak beyinde aralıksız olarak su üretildiği için bu sistem sürekli olarak çalışmak zorundadır. Şant cilt altında olduğu için bebeklerde dışardan bakıldığında fark edilebilir. Çocuklarda ve yetişkinlerde ise elle muayene edildiğinde cilt altından hissedilebilir.

Şant ameliyatı genel anestezi ile yapılır

Özelliklerine göre şantlar dışardan ayarlanabilen, düşük, orta, yüksek basınçlı, antibiyotikli, düz tabanlı, pediatrik, erişkin gibi birçok çeşide sahiptir. İdeal şant, hastanın problemine göre doktorun tercih ettiği şanttır. Şantlar basınca bağlı çalıştığı için pil gibi bir güç kaynağına ihtiyacı yoktur. Şant ameliyatı genel anestezi altında yapılır. Kafatasına açılan küçük bir delikle şantın ucu beyin içindeki odacığa yerleştirilir. Baş, boyun ve karın cildinin altından geçen bir tünel açılarak şantın diğer ucu, sıvının rahatlıkla emilebileceği karın boşluğu içine yönlendirilir.  İki kateter pompa ile birleştirilerek ameliyat sonlandırılır. Enfeksiyonu önlemek için ameliyat öncesi 1 doz ve sonrası kısa süreli antibiyotik verilir.

Hastaların önemli kısmı normal hayatını sürdürür

Hasta ameliyat sonrasında bir süre hastanede gözlem altında tutulur. Genellikle hastanın şikâyetlerinin çoğu ameliyat sonrası düzelir. Ancak beyinde tedavinin gecikmesine bağlı kalıcı hasar meydana gelmişse hastanın görme ve zeka gibi bazı fonksiyonları düzelmeyebilir. Hastanın hastanede kalış süresi hastanın iyileşme durumuna göre değişir. Hidrosefali nedeniyle tedavi edilen hastaların önemli bir kısmı normal hayatlarını sürdürebilirler.

Sorun yoksa şant çıkarılmamalıdır

Şantların belli bir ömrü yoktur. 30-40 yıl hiçbir problem olmadan çalışan şantlar olduğu gibi, enfeksiyon, tıkanıklık, vb. sebeplerle şant günler ve aylar içinde görevini yapamaz hale gelebilir ve hasta yeniden ameliyat olmak zorunda kalabilir. Kafa grafisi ve beyin tomografisi şant sistemine zarar vermez.

MRG tetkiki için şant tipinin uygun olması şarttır. Basınç ayarı dışardan yapılabilen ve manyetik alandan etkilenen şant varsa, manyetik rezonans tetkiki yapılmadan önce doktoruna sorulmalıdır.

Beynin şant sistemine bağımlılığı uzun yıllar devam edebilir. Hastaların çoğunda şant ihtiyacı ömür boyu devam etmektedir. Hastaların çoğunda problem yoksa şantın çıkartılması önerilmez.

Komplikasyon halinde uzmana başvurulmalıdır

Şantlı hastanın, şant komplikasyonlarının önlenmesi için düzenli olarak kontrole getirilmesi önemlidir.

Ameliyat yerinde ve şant hattı üzerinde kızarıklık ve hassasiyet, hastada huzursuzluk, bulantı, kusma, baş ağrısı, çift görme, ateş, karın ağrısı, havale geçirme ve ameliyat öncesi şikayetlerin tekrarlaması durumu varsa mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Sorunlar erkenden fark edilip düzeltilirse ölüme kadar gidebilecek kötü sonuçlar ortaya çıkarılabilir ve bu sorunlar hızla tedavi edilebilir. Herhangi bir şüphe durumunda mümkünse ameliyatı yapan doktora değilse oturduğunuz yere en yakın beyin ve sinir cerrahisi merkezine başvurmanız önemli olacaktır.

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları