BABA MİRASI

Gaziantep’te bir tarih daha yok oluyor

Gaziantep’in ulularından ‘Aydibaba(Eydibaba)’nın Yaprak Mahallesi’ndeki doğup büyüdüğü ev kaderine terk edildi. Yıllardır harabe halde duran tarihi ev restorasyon yapılmazsa kaybolacak.

1810 yılında Gaziantep’te dünyaya gelen, daha sonra Konya, Kayseri ve Halep’te tahsil yaptıktan sonra Gaziantep’te medrese dersleri ve Aliyyüneccar Camii’nde vaazlar veren Gaziantep’in ermişlerinden Eydibaba’nın mirasına sahip çıkılmıyor.

200 YILLIK EV YILLARDIR BOŞ

Gaziantep’te bir tarih daha yok oluyor. Tahmini 200 yıl önce yapıldığı düşünülen Gaziantep’in ulularından ‘Aydibaba(Eydibaba)’nın Yaprak Mahallesi’ndeki doğup büyüdüğü ev bakımsızlıktan önce çöktü şimdi de kaybolmaya yüz yuttu. Şimdi yıkık dökük, odasının ahşap dolapları kalmış, zaman içerisinde onlar da kaybolacak. 200 yıl önce yapılan ev yıllardır boş duruyor. Etrafındaki tarihi evlerin restorasyonun yapılıp, Aydibaba(Eydibaba)’nın doğduğu evin restorasyonun yapılmaması dikkat çekiyor.

EYDİBABA)’NIN MİRASINA SAHİP ÇIKILMALI

Mahalleli evin bir önce restorasyonun yapılmasını talep ediyor. Mahalle sakinleri yıllardır harabe halde olan evin restorasyonun yapılarak ermiş Aydibaba (Eydibaba)’nın mirasına sahip çıkılması gerektiğini vurguluyor.

AYDİBABA (EYDİBABA) KİMDİR?

Aydi Baba’nın asıl adı Mehmet. 1810’da Antep’te doğmuş ve 1865’de yine Antep’te toprağa verilmiş. Coşkulu bir sufi… Gündüz yazdığı şiirlere “Aydi”, gece yazdıklarına “Ayani” mahlasını kullanmış. Aydi, “Bayrama ait olan anlamındaki ‘Iydi’ sözünün Antep ağzıyla söylenişidir. Aydi Baba, pek çok sufinin hayatına benzer bir hayatın sahibidir. Gâziantep velîlerinden. İsmi Mehmed olup, babasının ismi Mehmed Nâmî Efendidir. Babası da âlim bir zât idi. İlk tahsîline bu vilâyette başlayan Aydî Baba sonra, ilim öğrenmek için, Halep, Kayseri ve İstanbul'a gitti. İlim tahsîlini tamamlayınca memleketine dönüşünde Kayseri Medresesinde bir süre müderrislik yaptı. Aydî Baba, bir arkadaşı ile berâber tekrar İstanbul'a seyâhate gitti. İstanbul'da Kuşadalı İbrâhim Efendiye talebe oldu ve ondan Halvetî tarîkatını insanlara öğretmek için icâzet, diploma aldı. Bu seyâhatine, dükkânını ve mallarını satıp katılan arkadaşının bir süre sonra parası bitti ve sıkıntıya düştü. Aklından, "Gül gibi işimi ne diye dağıttım da burada sürünmeye geldim." diye geçirdi. Bu düşünceleri Aydî Baba'ya mâlûm olunca; ona kucağını açmasını söyledi ve takkesini kucağına ters çevirdi. Takkeden bir sürü para döküldü. Ona; "Haydi Antep'e git de dükkan aç!" dedi. Arkadaşı hatâsını anlayıp af diledi ise de, Aydî Baba onu Antep'e gönderdi. Aydî Baba, İstanbul dönüşünde İki şerefeli Câmide imâmlık yapmaya başladı. Evinin bir bölümünü tekke hâline getirerek insanlara doğru yolu anlattı. Şehrin ileri gelenleri ve halktan pek çok kimse derslerine katıldı. Bir süre sonra Allahü teâlânın aşkı ile yanan Aydî Baba talebelerine; "Biz şeyhlik yapıyorduk ama talebe bile olamamışız. Ben size hoca olmaya lâyık değilim. Eğer halktan uzak olmazsak, Allahü teâlâya yakın olamayız." diyerek şeyhliği, imâmlığı ve hatipliği bıraktı.

03 Nis 2016 - 00:00 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Pusula Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Pusula Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Pusula Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Pusula Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.