SAĞLIK KÖŞESİ

SAĞLIK KÖŞESİ

21 Eylül 2021 00:30:00

DAMAR İÇİ GİRİŞIMSEL RADYOLOJİK İŞLEMLER

Prof. Dr. Ahmet Selim Kervancıoğlu

SANKO Üniversitesi Hastanesi

Radyoloji Uzmanı

SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi

Radyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

Damar içi (vasküler) yöntemler hem arter (atardamar) hem de ven (toplardamar) ile ilgili girişimleri içermektedir. Genel olarak kalbin atardamar ve toplardamarları (koroner arter ve venler) hariç vücuttaki bütün damarları ilgilendiren hastalıklar bu yöntemlerle tedavi edilebilmektedir.

Vasküler, yani damar içerisinden yapılan anjiyografik işlemler hem arter (atardamar) hem de ven (toplardamar) hastalıklarına yönelik uygulanan girişimsel işlemlerdir.

 

Beyin, boyun, böbrek, karaciğer, mide, bağırsak, rahim, prostat, kol, bacak gibi kalp dışındaki tüm vücut bölgelerine yönelik tanısal veya tedavi amaçlı anjiyografik işlemler yapılabilir.

 

SANKO Üniversitesi Hastanesi Radyoloji Anabilim Dalı Anjiyografi Ünitesinde gerçekleştirdiğimiz damar içi girişimsel radyolojik işlemler şunlardır:

 

1. Tanısal anjiyografi: Bu yöntem ile çoğunlukla kasıktan damara girerek vücutta istediğimiz arter veya vene ulaşabilir ve kontrast madde vererek görüntüleyebiliriz.

 

2. Balon anjiyoplasti/stentleme: Damardaki darlıkların veya tıkanıklıkların balon yardımıyla genişletilmesi yöntemine ‘balon anjiyoplasti’ adı verilir. Darlık veya tıkanıklıklar balon anjiyoplastiye ilaveten veya yalnızca stentleme (metal kafes) yöntemi ile de tedavi edilebilir. Hangi tedavi yönteminin seçileceği darlık/tıkanıklığın özelliklerine ve bulunduğu damara göre değişir. Teknolojik gelişmelerle birlikte günümüzde birbirinden farklı özelliklere sahip balonlar ve stentler üretilmiş olup tercih edeceğimiz malzeme de müdahale edeceğimiz lezyona göre değişir.

 

Balon anjiyoplasti ve stentleme yöntemleri ile beyin, kol, bacak, böbrek, bağırsak gibi birçok bölge ve organdaki damarların darlık/tıkanıklarının tedavisi mümkün olmaktadır.

 

3. Tromboliz ve trombektomi: Arter veya ven içerisindeki pıhtıya damar içerisinden ulaşarak ilaç yardımıyla eritilmesi işlemine ‘tromboliz’, birtakım cihazlar yardımıyla dışarı çıkarılması işlemine de ‘trombektomi’ denir. Tromboliz ve trombektomi işlemleri sayesinde organların kanlanması yeniden sağlanarak hasarın azalması ve fonksiyonlarının korunması amaçlanır. Beyin ve bağırsak damarlarının veya portal venin (karaciğerin büyük damarı) pıhtı ile tıkanmasında bu tedaviler hayat kurtarıcı olabilir.

4. Fistül tedavileri, diyaliz kateteri ve kemoterapi portu yerleştirilmesi

 

Diyaliz gereken durumlarda geçici veya kalıcı diyaliz kateteri venöz sisteme yerleştirilebilir. Diyaliz fistülü bulunan hastalarda fistülün darlık/tıkanıklıklarında anjiyografik tedaviler uygulanarak açıklık yeniden sağlanabilir.

 

Kemoterapi uygulanacak hastalarda kemoterapi portu, görüntüleme yöntemleri eşliğinde yerleştirilebilir.

 

5. Vena kava filtresi yerleştirilmesi: Bacakların derin venlerinde oluşan pıhtının koparak pulmoner arterlere (akciğerin atardamarları) gidip tıkaması (pulmoner emboli) hayati tehlikeye neden olabilmektedir. Pulmoner emboli riski olan hastalarda vena kava inferiora (vücudun ana toplardamarı) filtre (şemsiye) yerleştirilir. Filtre kan akışına müsaade ederken pıhtıları yakalayarak akciğere gitmesini engeller.

 

6. Transjugular intrahepatik portosistemik şant (TİPS): Boyun toplardamarından (Juguler ven) giriş yapılarak önce karaciğerin venine ulaşılır. Ardından hepatik ven (karaciğer toplardamarı) ile portal ven (karaciğerin en büyük besleyici damarı) arasına stent yerleştirilerek şant oluşturulur. Böylece portal ven içerisinde basınç düşerek portal hipertansiyona bağlı varis kanamaları engellenmiş olur.

 

7. Embolizasyon: Embolizasyon işlemi, normal olmayan damarlanmayı damar içerinden ulaşarak tıkama işlemidir.

 

8. Anevrizma tedavisi: Damardaki anevrizmaların (baloncuk) damar içerisinden tıkanması işlemi ‘anevrizma tedavisi’ olarak adlandırılır. Bu işlem değişik tıkayıcı malzemelerle yapılabilmektedir. Bu sayede cerrahi işlemler uygulanmadan anevrizmaların tedavisi mümkün olmaktadır.

 

9. Vasküler malformasyon ve hemanjiom tedavisi: Doğuştan var olan veya travma ve cerrahi işlemler gibi değişik nedenlerden sonra oluşan damar yumakları, damar içi veya dışı yöntemlerle, çoğunlukla birkaç seansta tedavi edilebilmektedir.

 

10. Arteriovenöz fistül tedavileri: Atardamar ile toplardamar arasında oluşan istenmeyen kısa yollar (fistül) önemli dolaşım ve beslenme bozukluklarına neden olabilmektedir. Arteriovenöz fistülleri özel tıkayıcı maddeler kullanılarak tedavi edebilmekteyiz.

 

11. Tümör embolizasyonu: Vücudun birçok bölgesindeki iyi huylu veya kötü huylu tümörler anjiyografik olarak tedavi edilebilir. Kitleyi besleyen atardamara ulaşılarak bir takım özel malzemeler ile tedavi uygulanır ve kitlenin küçülmesi/kaybolması sağlanır. Anjiyografik olarak tümörü besleyen damara embolizasyon (damar tıkama), kemoembolizasyon veya radyoembolizasyon işlemlerinden biri uygulanabilir.

 

12. Transarteriyel kemoembolizasyon (TAKE): Bu işlem özellikle karaciğer tümörlerinde ve metastazlarında sık olarak uygulanmaktadır. Damar tıkayıcı mikropartiküller üzerine kemoterapi ilacı yüklenmesi ile oluşan karışım tümörün atardamarına verilir. Bu şekilde tümörün arteri tıkanarak beslenmesi engellenir ve tümöre etkin lokal kemoterapi uygulanmış olur. Lokal kemoterapi olduğu için de kemoterapiye bağlı yan etkiler azalmıştır.

 

13. Transarteriyel radyoembolizasyon (TARE): Bu işlem, son yıllarda popüler olan tedavi yöntemlerinden biridir. Karaciğerin primer tümörlerinin ve metastazlarının tedavisinde, mikropartiküller üzerine yüklenen radyoaktif maddenin (yttrium 90) tümörün bulunduğu bölgeye damar içerisinden verilmesi şeklinde uygulanmaktadır. Radyoaktif maddenin radyoterapi etkisi ile tümörün küçülmesi sağlanmaktadır.

 

14. Miyom embolizasyonu: Rahimde oluşan miyomlar, damar içerisinden miyomu besleyen rahim atardamarına ulaşılarak tıkama işlemiyle tedavi edilmektedir. İşlem sonucunda besleyici arteri tıkanan miyomun küçüldüğü, ağrı ve kanama gibi şikayetlerin azaldığı veya kaybolduğu görülür.

 

15. Prostat embolizasyonu: Son yıllarda, prostat büyümesine bağlı şikayetleri bulunan hastalarda prostatı besleyen arterlere yönelik tıkama (embolizasyon) işlemi alternatif bir tedavi yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tedavi ile prostat küçülmekte, hastanın şikayetleri azalmakta veya kaybolmaktadır.

 

16. Kanamalara yönelik embolizasyon: Bu işlem vücudun değişik bölge ve organlarından kaynaklanan kanamaların durdurulması amacı ile uygulanmaktadır. Kanama nedeni, değişik hastalıklara bağlı kanamalar olabileceği gibi, travma ve cerrahi işlemlere bağlı da olabilir. Akciğer kaynaklı (hemoptizi), mide ve bağırsak sistemi kaynaklı (hematemez, melena) ve böbrek kaynaklı kanamalar ile daha sık karşılaşılmaktadır. Kanayan damara anjiyografik olarak ulaşılarak tıkama işlemi yapılır.

 

17. Cerrahi işlem öncesi embolizasyon: Damarsal yapısı çok olan (çok kanlanan) kitlelerin ameliyatı öncesinde, çıkarılacak kitlenin atardamarı anjiyografik olarak tıkanır. Böylelikle ameliyatta oluşacak kan kaybı azalmakta, cerrahi başarı artmakta, operasyon riski ise azalmaktadır.

18. Pelvik konjesyon sendromu: Pelvik konjesyon (toplardamar içinde kan birikmesi, varisler) sendromunda toplardamar yetersizliğine bağlı olarak pelvik bölgede varisler oluşur. Bu hastalık pelviste (alt karın bölgesi) kronik ağrıya neden olmaktadır. Bu venler anjiyografik olarak tıkayıcı maddeler ile kapatılarak tedavi edilebilir.

19. Varikosel embolizasyonu: Varikosel, erkek yumurtalıklarından çıkan toplardamardaki anormal genişlemelerdir. Varikosel embolizasyonu ise bu genişlemiş damarların tıkanması işlemidir.

20. Venöz kan örneklemesi: Hipofiz, pankreas ve böbreküstü bezi gibi hormon salgılayan organlarda diğer görüntüleme yöntemleri ile yeri saptanamayan tümörlerin belirlenebilmesi için organın toplardamarından kan örnekleri alınmaktadır.

Sonuç olarak, kalp dışında vücudun herhangi bir yerinde bulunan atardamar veya toplardamar ile ilgili hastalıkların anjiografik olarak tanısı veya tedavisi mümkündür.

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları