Gri tipleştirilmiş toplum

Anlayış, anlaşabilme ve anlaşılabilme… Günümüz dünyasında, doğası gereği sosyal olan insanın en temel ihtiyaçlarıdır bunlar. Bedenin gıdası günümüzün somut ve tüketilebilen ihtiyaçları olmakla birlikte ruhumuzun gıdası da daha derinlikli, daha özel ve belki de daha da kutsal hislerdir, paylaşabilmedir.

Yalnız başımıza gönderildiğimiz dünyada ortak noktada buluşabileceğimiz ve tüm zorluklara beraber göğüs gereceğimiz birilerine ihtiyaç duyarız. Yaşam denilen şeyin amacı da kendi hikayemiz boyunca bize eşlik edecek birilerini bulmaktan başka nedir ki?

Tüm mesele de buradan çıkmaktadır; kitleler arasında boğulmuş yalnızlığımızı, toplumun amaçsız tüm kapsayıcılığına rağmen korumaya çalışırken hikayenin sonuna geliriz.

Halbuki hayat, yalnız ve keşfedilemez olmaya tahammül edemeyecek kadar mühimdir.

Günümüz dünyası içinde doğmuş ve farklılaşmayı kabul edemeyen, dünyaya farklı pencerelerden bakmaktan mahrum bireyler yığını; tek tipleştirilmiş ve kendisine münhasır renklerini yitirmiştir.

Kendi sorunlarını devleştiren bu tek renk bireyler, başkalarının renklerini taklit etme amacı içerisindedir. Ama bu renkler başkalarına özel olduğu için taklitçiler üzerinde de herhangi bir farkındalık doğuramamaktadır.

Başkaca renkleri taklit etme yerine, onları olduğu gibi kabul etmeye çalışsak ve kendi özel kimliğimizi oluştursak dünya çok daha renkli bir yer olabilir. Ve bu renkli dünyanın en temel olgusu da bireye yaşadıkları, hissettikleri, düşündükleri ve belki de mahrum kaldıklarından ötürü saygıyı tahsis etmek olup nam-ı diğer, herkesin bildiği sandığı ama ne olduğu hakkında bir fikrinin olmadığı empatidir

Öyle ya empati, sadece karşısındakinin farklılıklarını kabul etmek değildir; hoşuna gitmeyen farklılıklara rağmen bir toplum içinde ortak paydada buluşabilmek, insanın asıl erdemi ve başarısıdır. İnsan, zaten diğer insanların hayatlarında etkiler doğurduğu müddetçe kıymetlidir.

Tüm bu değerin en temel basamağı aileden başlamaktadır. İyi bir aile görgüsü ve eğitimi almış, iletişim kurmayı öğrenmiş ve sorumluluk yüklenmiş bireyler; şüphesiz ki dünyayı renklendirme yolculuğuna çıkmaya hazırdır.

Bir derviş atasözünde denildiği gibi; yük olma yük al. Şunu da asla unutmamak gerekir ki; doğum da ölüm de kaçınılmaz olup aradaki serüvende asıl başarı, miras bıraktığımız renklerden ibarettir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Delioğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Pusula Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Pusula Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Pusula Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Pusula Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.