Kış hastalıkları

Dr. Lütfi Baran

SANKO Üniversitesi Hastanesi

İç Hastalıkları Uzmanı

Kış aylarında havaların soğumasıyla birlikte soğuk algınlığı (nezle), grip (influenza), üst ve alt solunum yolu enfeksiyonları, tonsillit (bademcik iltihabı), faranjit (geniz iltihabı), larenjit (ses teli iltihabı), sinüzit, astım, bronşit, pnönomi (zatürree), sinüzit ve orta kulak iltihabı gibi hastalıklar sık olarak görülmektedir.

Kış hastalıkları, mevsim değişmelerine karşı vücudun tam uyum sağlayamamasından kaynaklanır. Vücut normalde ani ısı değişikliği gösteren durumlarda özellikle de soğuk havalara uyum sağlayabilmek için fazla enerji harcar.

Bu enerjiyi yerine koymakta bir gecikme olursa vücut direnci zayıflar ve bağışıklı sistemi dediğimiz koruyucu mekanizmalar yeterince cevap veremediği için yukarıda belirtilen enfeksiyonlar ortaya çıkar.

Ayrıca yaşlılarda, diyabet, kalp yetmezliği, kronik bronşit, astım, anemi, karaciğer ve böbrek hastalıkları ve kanser gibi kronik hastalıkları olanlarda kış hastalıkları daha sık görülmektedir. Diğer taraftan iyi havalanmamış sinema, tiyatro, kafe gibi kapalı ortamlarda ve sigaralı ortamlarda bulunmak enfeksiyona yol açan mikropların insanlara bulaşmasında çok önemli rol oynamaktadır.

Kış aylarında sık karşılaştığımız hastalıklar

- Soğuk algınlığı (Nezle): Nezle ikiyüze yakın çeşitli virüsler (özellikle rhinovirüsler) tarafından meydana gelen bir çeşit üst solunum yolu enfeksiyonudur. Toplumda nezle, grip ile karıştırılan bir enfeksiyondur.

Hastalıklı kişinin hapşırması veya öksürmesi sonucu virüs havaya yayıır. Araştırmacılar, hapşırmayla 15 bin civarında küçük tükürük damlacıların etrafa yayılabileceğini söylemişlerdir. Damlacık içerisinde yer alan virüslar kolaylıkla havada ortama göre 1-2 gün kalabilirler. Daha sonra havadan gelen virüsler burun yoluyla insana geçer. Vücut buna karşı savunma göstermek için ilk önce burun akıntısı ve hafif ateşle cevap verir. Ayrıca üşütme, hapşırma, vücutta kırgınlık, halsizlik, terleme, göz yaşarması, burun tıkanıklığı, geniz akıntısına bağlı boğazda ağrı ve yanma, öksürük, ses kısılması, baş ağrısı ve kas ağrıları gibi belirtiler de görülmektedir.

Hastalık yaklaşık 7-10 günde kendiliğinden geçer. Viral bir enfeksiyon olduğundan antibiyotik tedavisinin soğuk algınlığı dediğimiz nezlede yeri yoktur. Fakat nezlenin yanında bazı fırsatçı bakterilerin meydana getirdiği ilave enfeksiyon varsa ancak buna karşı antibiyotik verilebilir. Bunun için rahatsızlığın mutlaka bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Genelde tedavi semptomatik denilen yukarıda tanımlanan belirtilere yöneliktir.

- Grip (İnfluenza): Soğuk algınlığı (nezle) ile çok karıştırılan grip hastalığı da virüs kökenlidir ve influenza A-B-C virüslerinin çok sık yapısal değişiklik göstermesi nedeniyle hızla yayılır. Gribi ilk defa 2 bin 500 yıl önce Hipokrat “bulaşıcı öksürük salgını” olarak tanımlamıştır. Hastalık sıklıkla sohbaharda görülmekle birlikte yaz sonlarında da görülebilir, grip virüsü tükürük damlacıkları yoluyla bulaşır.

Grip topluma hızla yayılarak ölümcül sonuçlara yol açabilir. Geçmiş tarihlerde grip salgınlarından çok kişi kaybedilmiştir. 1918 yılında İspanyol gribi adı verilen bilinen en büyük salgında 40 milyondan fazla insan ölmüştür. Daha sonraki yıllarda yapılan çalışmalarda bu grip virüsünün kuş gribi virüsünün yapısal değişiklik geçirmesiyle ortaya çıktığı bulunmuştur. Yine 1958’de Asya gribinden 2 milyon kişi, 1968 Hongkong gribinden de 1 milyon kişi ölmüştür. 2007 yılında dünyada kuş gribine karşı hızlı önlemlerin alınması sonucu can kaybı fazla görülmemiş ve 170 kişi kaybedilmiştir. Domuz gribi vakası ise 2009 yılında 190 ülkede görülmüş ve 8 bin civarında can kaybına yol açmıştır.

Grip bulaştıktan sonra hastada yüksek ateş, üşütme, terleme, titreme, baş ağrısı, boğaz ağrısı, öksürük, balgam, halsizlik, yorgunluk, eklem ve kas ağrıları, bazen bulantı ve kusma görülür. Bu belirtiler nezlede de görüldüğü için çok karıştırılmaktadır. Nezlede ateş nadir görülür ve varsa bile yüksek değildir. Fakat gripte ateş 39-40 dereceye kadar yükselmektedir. Öksürük ve vücutta ağrı genellikle gripte görülürken nezlede ise bunlar nadirdir. Yine boğaz ağrısı, göz yaşarması ve burun tıkanıklığı nezlede çok sık görülürken gripte bunlar nadir görülmektedir.

Viral bir enfeksiyon olduğu için bu hastalıkta antibiyotik verilmez. Ancak fırsatçı bakterilere bağlı ek hastalıklar ortaya çıkmışsa o zaman hekim görüşüne göre antibiyotik başlanabilir. Hastalığın eğer tipi belliyse antiviral tedavi başlanır. Değilse aynı soğuk algınlığında olduğu gibi hastalık belirtilerine göre yani semptomatik tedavi yoluna gidilir. Hastalık 1-2 haftada iyileşme gösterir.

Grip aşısı nezlede koruyuculuk sağlamamaktadır. Gripte grip aşısı olup olmama yönündeki tartışmaların son zamanlarda gerek tıbbi yayınlarda gerekse medyada arttığını görüyoruz. Yapılan çok merkezli bazı çalışmalarda aşının koruyuculuğu yaklaşık yüzde 25 dolaylarında olduğu özellikle yaşlılarda grip aşısının gençlere göre daha düşük olduğu belirtilmektedir. Ayrıca, aşıdan sonraki ilk 3 ayda koruyuculuğun yüksek olduğu, sonraki dönemlerde gittikçe azaldığı yönünde çalışmalar da yayımlanmıştır. Buna göre, sağlıklı her kişinin aşılanması yerine kronik hastalık olarak kanser, akciğer, karaciğer ve böbrek yetmezliği durumları, yaşlılık, yatalaklık, komplike diyabet ve kalp yetmezliği gibi yüksek riskli olan kişilere, sonbaharda özellikle Eylül-Ekim aylarında grip aşısı yapılabilir.

- Faranjit: Birçok bakteri ve virüsün sebep olduğu boğaz tabanının iltihaplı hastalığı faranjit olarak tanımlanır. Boğazda ağrı ve yanma, gıcıklanma, öksürük ve geniz akıntısı ile kendini gösterir.Sigara içenlerde sıktır. Genellikle sinüzite bağlı mikroplu geniz akıntısına bağlı gelişir. Ayrıca uykuda ağız açık uyuyanlarda, horlayan ve uyku apne sendromu vakalarında, mide reflüsünde de sık faranjit görülmektedir. Korunmak için hastalığa neden olan biyolojik ve çevresel faktörlerin iyileştirilmesi yapılır.

- Sinüzit: Kafatasındaki alın, burun ve elmacık kemiği bölgelerinde yer alan içi hava dolu boşluklar sinüs olarak adlandırılır. Bunların burun içine doğru açılan kanallarının normalde açık olması gerekmektedir. Herhangi bir mikrobik durumda bu kanallarda tıkanma ve boşluklarda iltihaplanma olmasına sinüzit denmektedir. Baş ve yüz ağrısı, burun tıkanıklığı, koku almada azalma, ateşlenme, geniz akıntısı, ağız kokusu, öksürük ve halsizlik görülür. Soğuk havalarda saçlarını iyi kurutmadan dışarı çıkanlarda, sigara içenlerde, allerjisi olanlarda, buruna ait polip ve kemik deformitelerinin bulunduğu ve hava kirliliğinin arttığı durumlarda sinüzit hastalığı artmaktadır. Korunmada bu anlatılan faktörlerden uzak durmağa çalışılmalıdır. Tedavide ilgili hekim tarafından verilen ilaçlar kullanılmalı ve gerektiğinde ameliyat olunmalıdır.

- Larenjit: Larenjitin, gırtlak bölümünde yer alan ses tellerinin enfeksiyona bağlı iltihaplanması ile oluşur ve ses kısılması, boğaz ağrısı, öksürük, ateşlenme, halsizlik ile kendini gösterir. Tedavide ilgili hekim tarafından verilen ilaçların kullanılması gerekir.

- Tonsillit (Bademcik iltihabı): Boğaz tabanının iki yanında badem şeklinde yer alan lenf sistemine ait dokunun iltihaplanmasıyla tonsilit oluşur. Bademcikler immünite dediğimiz bağışıklık sistemine aittir. Ağız içindeki mikropların ileri gitmesini engellemeye çalışır. Fakat bazen kendisi iltihaplanabilir ve her iltihaplanmada büyüyebilir. Çocukluk çağında çok sıktır. Soğuk havalarda vücut direncinin düşmesine bağlı mikropların yayılması sonucu iltihap artar. Hastalık boğaz ağrısı, ağrılı yutma, ateş, üşütme, terleme, titreme, eklem ve kas ağrıları ile başlar. Ağızda kötü koku vardır.Hastalık bazen eklem romatizması, nefrit denilen böbrek iltihaplanması ve kalp kapak bozukluklarına yol açmaktadır.

Tedavide ilgili hekimin ilaçlarının kullanılması, ağız temizliği ve soğuk havalarda alınan soğuk içeceklere dikkat edilmesi gerekir. Tekrarlayan iltihap durumlarında bademciklerin bazen ameliyatla alınması son çare olabilir.

- Bronşit: Gıtlak ve ses tellerinden akciğere giden ana yollara bronş denir. Bu hava yollarında inflamasyon denilen yangısal bazı değişiklikler sonucu bronş içi salgıların artar ve iltihaba dönüşür. Buna broşit denir. Akut ve kronik denilen tipleri vardır. Soğuk havalarda ve havasız kapalı mekanlarda mikropların solunum yoluyla bulaşarak bronşlara doğru ilerlemesiyle bronşit artar. Sigara içenlerde ve kronik hastalığı olanlarda sık görülür. Hastalık öksürük, başlangıçta kuru sonra balgam, boğaz ağrısı, ateş, terleme, bazen nefes darlığı, halsizlik, yorgunluk, tüm vücutta ağrı ile ortaya çıkar. Hastalık ilgili hekim tarafından muayene, laboratuvar ve akciğer filmi gibi bazı tetkikler sonucu tedavi edilir.

- Pnömoni (Zatürree): Bronşit, tedavi edilmediği durumlarda bazen zatürreye dönüşebilir. Bronşların daha aşağısı olan havalanmanın başladığı küçük hava yolları ve alveol denilen oksijen alışverişinin olduğu yerlerin iltihabıdır. En ölümcül olan kış hastalıklarında yer alır. Hastalığa bakteri, virus ve mantarlar neden olduğu gibi bazen kimyasal maddelerin nefes yoluyla alınması da hastalığa neden olabilir.

Hastalık kendini ateş, öksürük, balgam, üşüme, titreme, göğüs ağrısı, nefes darlığı, iştahsızlık, halsizlik ve kırgınlık belirtileri ile gösterir. En çok kronik hastalıkları olanlarda, sigara kullanımı ve alkol alımı olanlarda görülmektedir. Tedavi ilgili hekim muayene ve tetkikleri sonrası belirlenir. Zatürree aşısı günümüzde koruyuculuğu oldukça yüksek olan aşıdır. Tek doz aşı ile özellikle pnömokok türü hastalıkta ömür boyu etkilidir.

Kış hastalıklarında korunmak için yapılması gerekenler

Kış hastalıklarından korunmak için yapılması gerekenleri şunlardır:

* Bol meyve ve sebze tüketilmelidir. Limon, portakal, mandalina, elma ayrıca yoğurt, çörek otu, zencefil, nane, ada çayı gibi bitki çayları soğuk algınlığının belirtilerini azaltmada oldukça faydalıdır,

*Bol sıvı alınmalıdır. Böbrek ve kalp yetmezliği olanlar doktoruna danışarak kontrollü almalıdır,

*Yumurta, süt ve bal bağışıklık sistemi üzerine kuvvetlendirici etki yaptığı bilindiği için özellikle sabah kahvaltısı düzenli yapılmalı ve bu gıdalardan yenilmelidir. Düzenli ve dengeli beslenilmelidir,

*Sentetik değil, pamuklu ve yünlü elbiseler tercih edilmelidir,

*Yaşlı ve kronik hastalığı olanlar anti-oksidan vitaminler almalıdır. Sonbaharda özellikle Eylül-Ekim aylarında grip aşısı yapılmalıdır,

*Sigara içilmemeli ve sigaralı ortamdan uzak durmalıdır,

*İyi havalanmamış kapalı ve kalabalık ortamlarda sık kalınmamalıdır. Okul, kışla, kreş ve yurt gibi toplu yaşanılan yerlerin temiz tutulmalı ve havalandırılmalıdır,

*Hava kirliliği olan yerlerde özellikle akşamları dışarıda fazla dolaşılmamalıdır. Gerekirse maske kullanılmalıdır,

*Kalem, klavye ve mouse, kitap, bardak gibi özel eşyaları hastalıklı kişilerden teması uzak tutmalıdır,

*Mikropların bulaşmasında önemli yer tutan tokalaşma, ortak kullanılan kapı kolları ve toplu taşıma araçlarında tutunulan yerlere dikkat etmeli elleri sık sık yıkamalı veya kolonyalı kağıt mendillerle silmelidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sağlık Köşesi - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Pusula Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Pusula Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Pusula Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Pusula Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.