TARIMSAL POLİTİKALARLA İLGİLİ BİR HAYALİM VAR.!

Bloğumu ve yazılarımı takip eden okurlarım bilir. İktisat- Finans ve İşletme eğitimi almış, profesyonel ve girişimci olarak şirketlerde üst düzey görevler üstlendikten sonra, yıllarca Yönetim danışmanlığı hizmetleri vererek geçimini kazanmış bir kardeşiniz olarak artık yoğunlaştığım konular;

Yerelde kalkınma

Yerelden kalkınma politikaları

Yerel yönetimler

İklim değişikliği ve sera gazı salımı

Yenilenebilir enerji

Hani kahvehanelerde ve dostlar arasında, parlamento kürsüsü ve TV kanallarında herkesin konuşup fikir sahibi olduğu ancak, yeterli araştırma ve bilgi olmadan yapılan tartışmalar nedeniyle bir türlü doğru tariflerin yapılamadığı, geleneksel bir ifade ile tarif- teşhis- tedavide her kafadan bir sesin çıktığı ve bugün yaşadığımız birçok sorunun kaynağını oluşturan konular. Maalesef çoğu politikacılar ile parti programları da buna dahil.

Yazdığım kitaplar ve yazılarıma öncelikle TARİF ile başladım. Çünkü bizler MİSYON, VİZYON belirlemeye alıştık ama TARİF sıkıntımız var;

Doğrudur, yanlıştır, eksiktir tartışmalarını bir kenara bırakıyorum. Varsa yanlışı- eksiği birileri çıksın doğrusunu yazsın ve hepimiz okuyalım.

Çerçevemi belirleyip de ülkemin kalkınmasında Makro finansal- adalet- eğitim- hukuk vb. yapısal politikaları ilgililerine bırakınca, başladım kendi konularımda hayaller kurmaya..

Bilim ve Teknik Dergisinin sıkı takipçilerindendim. Orada bir tanım okudum. “Hayal gerçekleyen insanlar.”

“Hayali olmayanın hedefi olmaz” derler ya! “Benimkisi de bir aşk hikayesi..” (Rahmetli Kayahan’a saygıyla..) Ülkeme ve insanlarına duyduğum aşk ile silah ve bayrak üstüne ettiğim asker yeminimin gereği..

Gelelim yazımın başlığındaki hayalime.!

Bir gün uyanıyorum ve Türkiye’yi yöneten siyasi parti/ partiler Yerelde kalkınma ve Yerelden kalkınma politikalarında, peş peşe ortak kararlar alıp uyguluyorlar; (Lütfen sabırla sonuna kadar okuyun. Sürpriz var!)

Köyler cazibe merkezlerine dönüşmüş. Şehirlerden köylere eğitimli- eğitimsiz vatandaşlar akın etmeye başlamış. Bir anda %8’e düşen çiftçi nüfusu %15- 20’lere ulaşmış.

Her köyde İMECE sistemi ve kooperatifler kurulmuş, siyasi partilerin İl- İlçe- Belde başkanlıkları en önde koşarak bu sisteme destek verip köy, köy dolaşıyor.

Belediye başkanları kooperatifler ve derneklerle ortak projeler üretmek için sıraya girmiş.

Merkez ilçeler düzeyinde Teknik Ziraat Öğretmeni/ danışmanları olan Bürolar kurulmuş. 7/24 tarım ve hayvancılık için çiftçilerle uygulamalı eğitim/ öğretim faaliyetleri yapılıyor.

Devlet kuruyan gölleri ve tarım alanlarını geri kazanmak için yatırımlar- desteklere başlamış. Ekolojik ve sertifikalı tarım yaygınlaşmış. Toprak tekrar canlanmış ve artık Karbon salımı üretmiyor.

Her köy yenilenebilir kaynaklardan kendi elektriğini üretiyor, elektrik ve sulama suyu ücretsiz.

Devlet arazileri ve büyük arazisi olup da ekmeyenlerin arazileri, arazisi olmayanlara tarımsal üretim için tahsis edilecek diye Topraklandırma kanunu çıkartılmış.

İşletme sermayesi olmayan kooperatiflere ortak ahır kurmak ve üretim ihtiyaçları için sattıkları ürünlerden mahsup edilmek üzere faizsiz ve uzun vadeli sermaye veriliyor, ihtiyacı olanlara traktör dahil tarımsal araç- ekipman dağıtılıyor.

Köylerde üretim ve tüketim kooperatifleri, Yerel yönetimler- toptancılar- ihracatçılar ile sözleşmeli üretim ve satış anlaşmalar imzalıyor.

Kurutma ve ambalaj tesisleri kurulmuş, köyler birbirleriyle marka yarışına girmiş.

Devlet üretme çiftlikleri canlandırılmış.

İlkokul mezunları dahil tarımsal üretime yabancı olanlar için 3- 6 aylık hızlandırılmış eğitimler veriliyor ve önder çiftçiler yetiştirmek için kanun çıkartılmış.

İlçe düzeyinde Teknik Ziraat ve Bahçıvanlık okulları kurulmuş.

Meralar ıslah edilmiş, köylerin ortak malı olarak tüm köylünün hayvanlarına açılmış.

Tarımsal hayvan hastaneleri kurulmuş. Hastalık- doğum- tohumlama- ilaç- ameliyatlar mobil araçlara sahip bu hastanelerin ekiplerince 7/24 köylünün hizmetine ücretsiz sunulmuş. Hayvan sağlık sigortası TARSİM kapsamına alınmış.

Uzman araştırma kurumları işlevsel hale getirilip, varsa eksikler çoğaltılıp, farklı bölgelerin iklim koşullarına uyumlu yüksek kalitede ürün yetiştirilmesi amaçlı tohum ıslâhı, deneme istasyonları ve deneme tarlaları açılmış. Var olanlar yeniden yapılandırılmış.

Küresel ısınmayla giderek Afrika iklim şartlarının yaşanacağı ülkemde tropikal ürün üretimi artmış.

Çay- Fındık- İncir gibi geleneksel ürünler artık katma değeri yüksek ihraç ürünleri.

Kahve üretimi gibi hiç denenmemiş ürünlerin üretimiyle uğraşan entstitü ve deneme tarlalarımız var.

Ormanlarımızın korunması, orman alanlarımızın çoğaltılması, iklim değişikliğiyle artan orman yangınlarına karşı araç ve ekipmanlarla güçlendirilmiş Orman işletme müdürlükleri yeniden yapılandırılmış.

Ve daha nice güzel ve umut veren bu rüyadan, hiç bitmesini istemesem de büyük bir mutluluk ve heyecanla uyandım. Bu gerçek olabilir miydi.! Niye olmasın ki diyerek cevap verdim kendime.

Yönetim danışmanlığı alışkanlığıyla geleneksel soruları sormaya başladım;

“Neden böyle bir Türkiye olamadık? Geçmişte neleri eksik/ yanlış yaptık veya yapamadık? Neden kimse akıl edememiş?” Vb.

Bilgisayarımın başına oturup bu sorularımın cevaplarını bulmaya başladım. İlk önce Tarım ve Orman bakanlığımızın kuruluşundan itibaren hangi siyasi parti döneminde, hangi bakanların görev yaptığını araştırmakla başladım. Sonuç;

98 yılda bazıları 2 dönem tam 109 bakan atanmış. (Tarım bakanlığı sitesinde 1980 dönemi yok.)

Bakanların anca %10’u Tarım kökenli.

Tarım bakanlığı ismi defalarca değişmiş.

Köyişleri, Kooperatifler, Suişleri, Hayvancılık artık bakanlığın isminde yok.

Moralim bozuldu. Araştırmaya devam ediyorum. Aman tanrım o da ne!? Bildiğiniz “Köy Enstitüleri” benzeri bir dönem yaşamışız. Kaçımızın haberi var ki!

Yıl 1939 başbakan sayın Refik SAYDAM. İki dönem başbakanlık yapmış (25.01.1939- 03.04.1939 ve 03.04.1939- 09.07.1942). Dönemin Tarım bakanı sayın Reşat Muhlis ERKMEN. AOÇ- Atatürk Orman Çiftliği ile Ankara Ziraat Mektebi onun zamanında kurulmuş. Rize’de çay üretimi için çalışmalar başlatılmış. Heyette “Çay İktisadiyatı kitap yazarı” ve iki kez sayın Rüştü SARAÇOĞLU başbakanlığı hükümetlerinde tarım bakanlığı yapmış olan sayın ŞEVKET RAŞİT HATİPOĞLU da var.

Bir yazı buldum. Sayın Nurullah KIRKPINAR yazmış. “TÜRKİYE’DE MODERN ZİRAATIN MİMARLARINDAN ŞEVKET RAŞİT HATİPOĞLU VE ZİRAAT VEKÂLETİ DÖNEMİNDEKİ FAALİYETLERİ (1942-1946)”

http://www.atam.gov.tr/wp-content/uploads/59-1.pdf

38 sayfalık bu yazıyı bir solukta okudum. Ne göreyim? Benim rüyamı o dönemde gerçekleyen kişi sayın ŞEVKET RAŞİT HATİPOĞLU. Sadece 4 yılda neler başarmış? Hayran kaldım.

Özellikle “Toprak reformu” konusunda verdiği mücadele ve TBMM’deki konuşmaları muhteşem. Bu tartışmalarda hiçbir tavize yanaşmadığı için kendisine “kara vezir” sıfatı takılmış. Tabii ki sonraki yıllarda Demokrat Parti iktidarında Toprak Reformu ile birlikte birçok girişimi ve çıkartılan kanunların çoğu rafa kaldırılmış.

Tabii ki hiçbir şey tesadüf değil. Her iki bakanımızın eğitimine baktığımızda yakın tarihimizde bile göremediğimiz donanıma sahip oldukları hemen anlaşılıyor.

Reşat Muhlis ERKMEN– İstanbul Halkalı Yüksek Ziraat okulu Berlin Zeoteknik- Sütçülük lisans üstü

Prof. Dr. Şevket Raşit HATİPOĞLU– İstanbul Halkalı Yüksek Ziraat Okulu- Paris Angronik Enstitüsü- Berlin Yüksek Ziraat Okulu- Leipzig Ün. Felsefe Doktoru

Aradan geçen 80 yıl sonra hala aynı rüyayı görmek istiyoruz saygıdeğer siyasetçiler ve devlet adamlarımız.

İktidara talip olanlar; Lütfen ülkemiz, çocuklarımız, gençlerimiz ve geleceğimiz adına bizlere bu rüyayı tekrar yaşatacak politikalarla kavuşmamızı sağlayacak yuvarlak- kare masa toplantıları yapınız. Tek- tük projelerle değil, yaşam biçimi olarak benimseyeceğimiz, YERELDE KALKINMA, YERELDEN KALKINMA POLİTİKALARI VE YEREL YÖNETİMLER konularında en az güçlendirilmiş parlamenter sistem kadar toplumun sizlerden beklentileri var.

Ülkece gelir adaleti, kalkınma, refah ve paylaşım için YERELDEN- MERKEZE, MİKRODAN- MAKROYA geçişin de toplumun beklentileri ve hassasiyetleri olduğunu unutmayınız. Bunları gözeten güçlü reform ve politikaların hazırlığını yapmadan, kervan yolda düzülür diye komisyonlar kurup 3-5 yılımızı boşa geçirmek için koltuklara talip olmayınız.

Sevgiler ve saygılar sunuyorum.

Bilgi paylaşınca güzel

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Baybars Göğez - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Pusula Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Pusula Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Pusula Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Pusula Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.