ÇİNGENELER ZAMANI

Çingeneler Zamanı , yönetmen Emir Kustirica’nın masal tadındaki filmidir. Film’in hayat’a karşı insana kazandırdığı bilgece bir bakış açısı ile birlikte Çingene toplumu ile ilgili anlattıkları kayda değer güzelliktedir.Film, Yugoslavya’nı bir Çingene köyünde yaşayan Perhan adındaki bir gencin hasta olan kızkardeşini tedavi ettirmek ve sevdiği kız ile evlenebilmek için İtalya’ya gidip orada bir suç örgütüne dahil olmasını ve bundan sonra başına gelen olayları konu edinmektedir. Film’ de kuvvetli bir sembolizm ve gerçeküstücülük hakimdir. Tamamı Çingenece çekilen ilk filmdir. Film’de başta ederllezi(dünyanın farklı yerlerinde ki Çingeneler tarafından kutlanılan Türkiye’deki karşılığı hıdırellez olan bir bahar bayaramı) olmak üzere Çingene kültürüne ait birçok öğe muhteşem bir görsel şölen halinde sunulmaktadır. Özellikle sanat filmi sevenlerin filmi mutlaka izlemelerini şiddetle tavsiye ederiz.

Söz Çingenelerden açılmışken sahiden kimdir bu Çingeneler ya da Türkiye de son dönemlerde yaygın kullanımıyla Romanlar. Hepimizin duyduğu, gördüğü ama hakkında çok az şey bildiğimiz bir toplum. Dünyanın her yerinde yerleşik toplumdan ayrı ve aykırı bir yaşam tarzını benimsemiş ve ekseriyetle aşağılayıcı yakıştırmalara maruz kalmış bir toplum.

Öncelikle Roman mı demek doğrudur yoksa Çingene mi diye baktığımızda özellikle görece daha eğitimli Romanlar da Çingene kelimesinin bir aşağılama içerdiği yönünde bir kanı bulunmaktadır. Lakin tarihsel anlamda baktığımızda Çingene kelimesinin Roman kelimesine göre daha geniş bir toplum kesimini ve bir yaşam tarzını ihtiva ettiğini görürüz. Bu konuda ki hassasiyet gayet anlaşılır olmakla birlikte toplumlara karşı ayrımcılık ve ırkçılık bazı kelimelerin lanetli ilan edilmesiyle değişmeyecektir. Kelimeler üzerinde hassasiyet yaratmaktan çok o kelimenin tarihsel ve halk arasındaki kulanımına bakılmalıdır zira aksi durum hiçbir derde derman olmayan samimiyetsiz bir tutum yaratmaktadır.

Çingene kelimesinin tarihsel etimolojik bağlamına baktığımızda nihai kökeninin Türkçe yoksul,fakir anlamlarına gelen çıgan/çığay kelimesinden türediği ve Avrupa dillerine de Türkçe üzerinden geçtiği düşünülmektedir. Çingene toplumunu tanımlamak için kulanılan isimlerden bir diğeri ise İngilizce Gypsy ve Osmanlıcada Kıpti olarak telaffuz edilen ve her ikisi de Mısırlı anlamına gelen kelimelerdir. Bu kelimelerin kökeni ortaçağda yaygın bir kanı olarak Çingenelerin Mısır kökenli olduğu düşüncesidir.

Yapılan araştırmalar neticesinde Çingenelerin Kuzey Hindistan kökenli olduğu tespit edilmiştir.Çingenelerin batıya doğru göçlerinin sebepleri ile ilgili bir çok farklı teori ve tartışma bulunmakla birlikte ilk kez nüfus kayıtlarına 11.yüzyılda İstanbul ve Edirne de geçirilmişlerdir. Bu dönemde dünyanın farklı yerlerinde Çingenelerden bahseden kayıtlar bulunmaktadır. Bugün başta Balkanlar ve Güney Avrupa olmak üzere Ortadoğu Kuzey ve Güney Amerika da hatırı sayılır nüfusa sahip Çingene azınlık bulunmaktadır.

Osmanlı da Rumeli topraklarında yaşayan Çingeneler ayrı bir yönetim sayılmışlardı. Kırklareli merkez var sayılarak Yörük ve Tatarlardan sorumlu bir paşaya bağlanıp ‘’ Çingene Sancağı’’ olarak adalandırılan bir yönetim biriminde Romanların yönetsel,mali ve askeri işleri düzenlenirdi. Osmanlı Çingeneleri Müslüman olmalarına rağmen cinayet, vatana ihanet gibi davalarda mahkum oldukları takdirde . Müslümanlar gibi asılarak değil gayrimüslimler gibi kafaları kesilerek cezalandırılırdı..

Roman toplumu yaşadıkları ülkelerin hakim dillerini konuşmakla birlikte birçok farklı varyantı olan Romani dilini de konuşmaktadırlar. Romani dili sınıflandırma olarak Hint-Avrupa dilleri içerisinde yer almaktadır görece Hint dillerine daha yakın bir dildir.Bununla birlikte Romani dili bulunduğu muhitin yaygın dilerinden özellikle Türkçe,Sırpça,Arnavutçadan yoğun bir şekilde etkilenmiştir.Bugün Türkçe de yaygın olarak kullandığımız ‘’kanka ‘’ve ‘’naş ‘’ gibi kelimelerde Çingenece kökenlidir.

Gittikleri her yerin ötekisi olan ve hor görülen Çingeneler 2.Dünya Savaşı sırasında Yahudiler gibi Nazi Almanyası tarafından soykırıma uğratıldılar.Lakin onların sesi Yahudiler kadar çok çıkmadığı için kimse onların yaşadığı acıları bilmedi. Bugün bile dünyanın her yerinde kötü yaşam koşulları altında ayrımcılığa maruz kalmaktadırlar. Türkiye de dahil olmak üzere bir çok ülkede sayıları on binleri bulan kimliksiz Çingene nüfus bulunmaktadır. Bu insanlar yoksulluğa ve temel insani şartlardan mahrum bir yaşama mahkum edilmişlerdir. Bir çok Roman derneğinin bu meslelerle ilgili çalışmalar olsa da insanlık her zaman ki gibi duymak istemediği sesi duymamaktadır. Biz ; Çingeneleri( ya da Romanları) çalgıları çengileriyle mal mülk derdine düşmemiş şu dünyanın gördüğü en renkli ve eğlenceli insanlar olarak tanıdık, dileğimiz odur ki bu güzel insanlar istedikleri ve hak etikleri gibi hep eğlenceyle ve kahkahayla yaşasınlar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Kahraman Anar - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Pusula Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Pusula Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Pusula Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Pusula Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Türker Özpınar - Kanka sözcüğü muhtemelen Eski Türkçe kang "baba" sözcüğünden gelmektedir. Kan kardeşinin kısaltması olduğu iddiası mesnetsizdir. Nişanyan sözcüğün ilk kez Ağır Roman'da (1991) geçtiğini ve Çingenece olduğunu yazmışsa da Latife Tekin'in Buzdan Kılıçlar adlı kitabında (1989) "Naber lan kanka!" şeklinde bir ifade bulunmaktadır. Azerbaycan Türkçesinde qaqa "arkadaş" sözcüğü (erkeklere atfen) bulunmaktadır. Anadolu ağızlarında arkadaş, erkek kardeş, ağabey gibi anlamlara gelen kaka, gaga, gağa ve gakko gibi varyantların bulunuyor olması sözcüğün Eski Türkçe kang'dan gelme ihtimalinin Çingeneceden alınma veya kan kardeşinin kısaltması olmasından daha yüksek olduğunu göstermektedir.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 19 Ocak 00:12