PARA PROBLEMİNİN NİHAYETE ERİŞİ

Bir önceki yazımın sonunda verdiğim bir örnekle aslında ülkesel çapta bir ekonomi bakışı atmaya çalışmıştık, şimdi para problemimizdeki kişilerin, olayların ve nesnelerin anlamını inceleyelim.

Şehir içindeki manifaturacı, terzi ve sair şehir sakini aslında ülkesel çapta ekonominin ulusal ve yerel aktörleridir. Her bir kişilik, miktarı belirli miktardan az olmamak üzere güçlü bir ekonomik teşekkülü simgelemektedir ve iktisat biliminin temel kabullerinden birisi, bir ülkenin dış etki olmadığı müddetçe homeostasiyi koruyarak stabil kalmaya çalıştığı bu yüzden de herhangi bir gelişimin dışardan müdahale olmadan gerçekleşemeyeceğidir.

Şehir bankeri ise, hepimizin da faaliyetleri ile yakından alakalı olan bankacılık sistemidir. Aynı şekilde şehre gelen gezgin, farklı global aktörlerden o ülkede yatırım yapmayı seçen yabancı yatırımcıyı işaret etmektedir. Gezgin tarafından yapılan kumaş ticareti, iç piyasaya dış piyasadan para sürülmesini anlatmaktadır. Doğal olarak yatırımcıların tek faaliyeti ticaret değildir, üretim için tesis açmayı da tercih edebilecektir ama biz her iki faaliyetin sonucunda piyasaya giren yabancı parayı okuması yaparak daha basit bir anlatım tercih edeceğiz.

Gezginin parasını geri talep ederek piyasadan çekilmesi ise, o ülkede yabancı yatırımcılar için herhangi bir varlık sebebinin kalmadığı olarak anlaşılmalıdır. Bu ülkede demokratik koşulların çökmesi olduğu gibi adalete olan inancın bitmesi yahut ekonomik parametrelerin de felaket belirtmesi de olabilecektir.

Gelelim olayları çözümleyeme… Eğer ki yerel aktör kendisine ulaşan yabancı yatırımcı kaynaklı parayı, borçlarını ödemek suretiyle iç piyasaya sürerse ve bu işlem her bir yerel aktör tarafından aynen tatbik edilirse yabancı yatırımcı piyasadan parasını çektiği zaman çarklar durmaya başlayacak ve en baştaki durağan hale dönülecektir. Refah sadece bir süre için o ülkeye uğramıştır, üstelik fırsat da kaçırılmıştır.

Şayet yerel aktörler arasındaki en az bir aktör, ödeme zincirini aynen devam ettirmek yerine bankacılık sistemine faizle para vermeyi tercih ederse her şey baştan aşağı değişecektir. Durağan haldeyken finansman sağlamaktan aciz olan bankacılık sistemi, kendisine ulaştırılan parayı belirli bir faiz oranıyla yerel aktörden alarak başka bir yerel aktörü, daha yüksek bir faiz oranıyla kredite edecektir.

Bu süreçten sonraki tüm yerel aktörler aynı muameleye maruz kalacaktır. Bir şekilde kontrolü bankacılık sistemine geçmiş paranın ve kalan tüm yerel aktörlerin önünde iki seçenek vardır: Ya alacaklılara borç ödemek için ya da bankaya faizle para vermek için kullanılacaktır.

Her bir bankaya faizle para verme ve bankadan borç çekme işleminde bankanın elindeki para hacmi artacak ve bankacılık sistemi, daha özgür daha güçlü ve daha zengin hale gelecektir. Bu süreçte (başka bir yazı konumuzu teşkil etmesi kaydıyla) yerel aktörlerin bazıları bankacılık sisteminin kârını görerek bankacılık işine girmeyi tercih edebilecektir. Şayet bankacılık işine girmek isteyenlerin önü alınamaz ve gerekli sınırlamalar getirilmezse piyasadaki para donuk olarak duracak ve faiz sebebiyle borçlar çoğalacaktır. Yani yabancı yatırımcıdan gelen paranın en elverişli kullanımını sağlayan ve refahın süregitmesinin en büyük sebebi olan bankacılık sistemi, açgözlülüğü sebebiyle önce kendi işlevselliğini sonra da piyasanın çarklarını bozacak ve tüm dengeler alt üst olacaktır. Tam bu noktada da yerel aktörlerin, bankacılık sisteminin ve ödemeler dengesinin güvencesini temin etmek için devlet dediğimiz içkin ve aşkın kurum düzenleyici ve denetleyici sıfatıyla ortaya çıkmaktadır ki; bankacılık sisteminin yozlaşması ve devlet arasındaki ilişki yakın tarihimizdeki bir örnek üzerinden başka bir yazımızda incelenecektir.

Bankacılık sisteminin yozlaşmasının yahut herkesin bankacılık faaliyetine girişmesinin gerçekleşmediği en sağlıklı senaryoda ise, yabancı yatırımcı ülkeden ayrılırken parasını da ülkeden çekeceği zaman; yabancı yatırımcıya ödeme yapmakla mükellef yerel aktör borçlularından yeterince ödeme toplayamazsa bankaya başvuracak ve bankalar da kredi sağlayarak yerel aktörün yabancı yatırımcıya borcunu ödemesini sağlayacaktır.

Her şeyin rasyonel ve sağlıklı gerçekleştiği, azami düzeyde riskin alındığı bu son senaryoda bankacılık sistemi kendisine faizle işletilmesi için ulaşan paranın kaynağı olan yabancı yatırımcıyı onun parasından elde ettiği faizi kullanarak savuşturacak ardından elinde kalan para/faiz/borç miktarını da kullanarak o ülkedeki piyasa koşullarını kredi edecek, yerel aktörlere finansör olacak, piyasanın başat efendisi makamına yücelecek ve iç dengeyi korumak yerine çarkların dönmesini ve paranın işletilerek harekete geçmesini sağlayacaktır.

Bundan sonra olacaklar ise artık yerel aktör, devlet ve bankacılık sistemi arasındadır. Yatırımların mantıklı gerçekleştirilmesi ve kredilerin mantıklı kullanılması halinde, paranın önü kesilip işletilmesine yapay sebepler üretilmedikçe (paranın faiz sebebiyle banka hesaplarında tutulması, yatırımların engellenmesi) iç piyasa kendi kendisini hacimsel büyümeye kavuşturacak refah yolunda ilerlemeye başlayacaktır.

Öyleyse neden önceki köşe yazımızda, yabancı yatırımcı tarafından ülkeye getirilen para miktarı ve piyasanın borç miktarı için daima X harfini kullandık? Çünkü X belirsizliği göstermektedir ve ekonomi ne olursa olsun öngörülemez bir uğraştır, yukarıdaki açıklamalara dikkatle bakarsanız pek çok zaman ihtimaller dahilinde inceleme yapılmış olup ihtimallerin burada bahsedilmeyecek kadar çok daha nice ihtimal ve senaryoya kaynaklık edeceği de şüphesizdir.

Para problemi, en basit anlatımıyla böyledir. Stabil (stabillik iyi ya da kötü bir durumu belirtmemektedir, sadece iç piyasanın er geç durağanlığa hapsolacağını anlatmaktadır) haldeki iç piyasanın yabancı yatırımcı tarafından miktarı belirli olmayan bir parayla değiştirilmesi ve daha sonra iç piyasanın yabancı yatırımcı kaynaklı parayı kullanarak önce yabancı yatırımcıyı geride bırakması akabinde de iç piyasa dinamiklerini değiştirmesidir.

Durum bundan ibarettir, para problemi günlük hayatta en hacimsel yatırım işlemlerinden basit bir market alışverişine kadar her yere karışmış haldedir. Bu yüzden bu konuyu basit haliyle anlamamız gerekmekte olup problemin çözümünün doğurduğu yeni problemler ise başka bir yazımızın konusunu teşkil etmektedir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet Delioğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Pusula Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Pusula Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Pusula Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Pusula Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.