PRİNCEPS Kİ GÜCÜNE MEYDAN OKUNAMAZ

Dert etmeyüp ah-ü vah koyma olki deryaya
Misal-i yakamoz pervane ol fecr-i deryaya

Gaius Octavius Thurinus… Gaius Julius Caesar Octavianus… Augustus… Üç ismi olan bir imparator, önce bir equate sonra son Roma diktatörünün yeğeni ardındansa Roma’nın ilk imparatoru yahut daha başka ve sahih haliyle princeps’i…
 
Princeps ise eşitler arasında birinci demektir. Hepimizin bildiği gibi Roma bir müşterek kamu yönetimi tarafından idare edilmekteydi ve gerekli şahsi şartların sağlanması halinde her Roma vatandaşı birbirine denk idi.
 
Princeps unvanı ise Roma’da çok eski yıllardan beri kullanılagelmiştir. İlk başlarda kullanımıysa gayet farklıydı. İzah varestedir ki; Romalılar yaşa, deneyime ve akla çok hürmet ettiklerinden Senato olarak bilinen Roma’nın gerçek idare ve aristokratik merkezindeki meclis üyeleri arasındaki en yaşlı ama diğerlerinden hiçbir farkı olmayan üyeye princeps unvanı verilirdi.
 
Ama ne zaman ki Sezar’ın ölümü vuku bulacak ve Roma paramparça olacak, işte o vakit işler çığırından çıkacaktır. Sezar bir grup Senato üyesi aristokrat tarafından Roma’nın müşterek idaresine uygun olmayan hallere giriştiği için suikasta kurban gidecek, ardından Sezar destekçileri ve muhalifleri arasında bir iç savaş çıkacaktır.
 
Sezar’ın öldürülme sebebi ise gayet basittir; Sezar sadece müşterek idareyi sona erdirip kendini, tek ve en üstün kumanda etme yetkisi olarak adlandırılan imperium yetkisi ile donatmanın yanı sıra pleb, proletarya ve equate sınıfını güçlendirmek için çalışmalara başlayacaktır.
 
Sezar’ın da güçlendirmek istediği her üç sınıfın da düşmanı ortaktır; soylular, patriciiler yani Senato azaları. Senato azaları fevkalade bir ihtirasla idareyi, tarımsal faaliyetleri ve hazineyi ellerinde tutmaya çalışarak kalan tüm sınıfları dışlamaktadırlar. Plebler ise en azından işsiz ve baldırıçıplak proletarya sınıfına kıyasen güçlenmek istemektedirler, tıpkı askeri faaliyetleri ellerinde bulunduran equate sınıfı gibi. Sezar, Roma’nın müşterek yönetimini aristokratik usullerle muhafaza eden Senato sınıfının gücünü kırmak için toplumun başat çoğunluğunu oluşturan ve ismi zikredilen üç grubun desteğini arkasına alacak ama zamansızca ölecektir.
 
Bu yüzden Sezar’ın ölümü sonrası gerçekleşen ilk iç savaş, aslında bir kan davasıdır ve Roma’nın en soylu ailelerine karşı bir güç dizginleme arzusudur. Yönetimse artık tamamen harap haldedir, Sezar’ın intikamı alınmasına rağmen; ilk iç savaşın bitmesini müteakip Sezar’ın generali, yakın arkadaşı ve evlat edindiği yeğeni arasında bir triumvirlik tesis edilerek Roma üç parçaya bölünecektir.
 
Ama yine de devir değişmemiştir. Bilhassa Sezar, ihtiraslı herkes için bir yol açılmasına vesile olmuştur. Artık triumvirliğin üç azası da Sezar’ın koltuğunu tek namzet olarak işgal etme arzusundadır ama ne var ki, bu yola giden süreç hayli zorludur. Başkaca birkaç yazının konusuna temel teşkil edecek kadar geniş ve triumvirlik sonrası başa geçme arzusuyla yapılan iç savaş hayli uzun olmasına rağmen burada birkaç cümle ile özetlememiz gerekmektedir.
 
Senato hala perişan ve güçsüz haldedir, elinde bir fiili mekanizma bulunmamaktadır. Üstelik Sezar’ın generali Marcus Antonius, Sezar’dan farkı olmadığını ispatlarcasına zorbalık yapmakta ve idareyi kendi elinde toplamaya çalışmaktadır. Şayet Marcus Antonius başa geçerse yönetimi kendi inhisarı altında toplayacağından şüphelenen Senato, fiili idareyi tekrar kazanabilme umudundan mütevellit Sezar’ın evlat edindiği Octavianus’u desteklemeye karar verecektir. Marcus Antonius’un Mısır’ın monarkı ve Sezar’ın sevgilisi VII.  Kleopatra ile ilişkiye başlamasıysa Roma’nın tüm unsurlarını korkutacaktır.
 
Marcus Antonius’un fesatlar başı VII. Kleopatra ile iş birliği kurarak Roma’yı bir monarşiye çevireceği ve Roma’yı Mısır’a bağlı hale getireceği düşüncesinden herkes tiksinmektedir. Öyle ya, Cicero’nun tabiriyle “Roma’nın kaderinde dünyaya hükmetmek var, diz çökmek değil.” bir anlayışın başka bir devlete boyun eğmesi düşünülemezdi. İşbu sebeple ki Roma ittifak halinde, Octavianus’u destekleyerek hem Marcus Antonius’u hem de VII. Kleopatra’yı desteklemesini bilecektir.
 
Ama Sezar’ın ölümünü takiben geçen 14 yılda hiçbir düzen kalmamıştır, Part tehdidi Suriye eyaletlerine bir kez daha yaklaşırken diğer eyaletlerde de yozlaşma ve keyfiyet başını almıştır. Bu sebeple Octavianus, uzun zamandır üstlendiği fevkalade yetkileri bir süre daha düzeni yürütme gayesiyle uhdesinde tutacak ve birkaç yıl sonra da tüm yetkilerini Senato’ya geri vererek diğer üyeler gibi Senato azalığına devam edecektir.
 
Ne var ki, sadece generaller değil Roma’nın idari mekanizması da artık tek adam yönetimine alışmıştır. İmparatorluğun salahı için Senato, ihtirasını köreltecek ve Octavianus’u princeps ilan ederek ona Augustus unvanını verecektir.
 
Fevkalade üstün yetkilerle bir kez daha donatılıp sınırları bilinen dünyanın neredeyse tamamına yayılmış olan Roma’nın İtalya ve Mısır haricindeki tüm eyaletlerinin de kontrolünü ölümüne kadar üstlenecek olan Augustus, kendinden öncekilerin düştüğü hataya düşmeyerek kendisine bağlı bir ordu oluştururken aynı zamanda idarenin hala Senato’da olduğunu daima ilan edecek ve Senato’yu da dizginleyerek Sulla’dan beri süregelen merkezi ve tek elden idare arzusunu başarıya ulaştıracaktır.
 
Durum apaçık ortadadır, Augustus ve halefleri Senato’nun güçlerini yavaş yavaş azaltırken ve bir birey, tüm geleneğe ve kıdeme aykırı olarak başat otorite olurken kimsenin gerçeği söylemeye cesareti yoktur. Roma, artık bir monarşik vesayet altındadır, keza vesayet de anbean güçlenmeye devam edecektir.

Olki mahiler derya içredir deryayı bilmezler
İrşad ile abad olmayanlar nur-ı ayn bilmezler

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aykut Demir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Pusula Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Pusula Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Pusula Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Pusula Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.