Minik ama güçlü kahramanların günü

Merhaba sevgili okurlar.

Bu haftaki yazımda hayatımın en büyük dönüm noktası olan, kalbimin her zerresinde hissettiğim ve yaşadığım konuyu sizlerle paylaşacağım.

17 Kasım Dünya Prematüre Farkındalık Günü çekirdek ailemizin en önemli günlerinden biri. Çünkü ben de 32 haftalık 1650 gram ile dünyaya gelen prematüre minik ama güçlü bir savaşçı bebeğe sahibim.

Daha önce Prematüre kelimesi kitaplardan, internet üzerinden paylaşılan yazılardan okuyarak bildiğim bir kelimeydi. Hamilelik sürecimde ilk zamanlar her şey yolundaydı. Bebeğim ve ben gayet sağlıklıydık fakat son zamanlarda bebeğimin hareketlerinde azalmalar olmuştu ve bunun üzerine yapılan birçok kontroller sonucunda bebeğimin karnımda yetersiz kan akışı sebebiyle beslenememesi sonucu erken doğuma alınmıştım ve oğlum Can dünyaya geldi.  Bebeğim düşük doğum ağırlıklı olduğu için ve ciğerleri henüz gelişmediğinden direk yoğun bakım ünitesine alınmıştı. Üstelik pandemi döneminde hasta sayılarının artması ve karantinaların olması sebebiyle oğlumun yüzünü sadece hemşirelerin gösterdiği fotoğraflarda görebilmiştim. Bizim için zor bir süreç başlamıştı ve küçük savaşçım bu zorlu süreci minicik bedeniyle yaşam mücadelesi vererek başarmıştı.

Bebeğimi tam 32 gün sonra taburcu olduğunda ilk defa görebilmiştim.  Bu süreçte oğlum sayesinde mucizelere inandım. Zor bir süreçti fakat bu süreçte en önemlisinin güç ve umut olduğunu anladım. Bu yazıyı okuyan bütün prematüre bebek ebeveynlerine umut olmak istedim, çünkü bana bu süreçte çok fazla prematüre bebek annesi umut olmuştu.

Yazımda prematüre bebeklerle beraber prematüre bebek annelerinin üzerinde de duracağım. Çünkü prematüre bebek anneleri içinde bebeklerinin verdiği yaşam mücadelesi çok zor ve yıpratıcı bir süreç. Ayrıca toplum olarak bu annelere karşı birçok yanlış davranış biçimi söz konusu. İşte bu sebepten yapılan olumsuz davranışlara da değineceğim.

MUCİZELER HAYATA TUTUNUYOR

Öncelikle prematüre bebeğin kavramını tanımlayarak giriş yapmak iyi olacaktır. Normal olarak 40 ile 42 hafta arasında seyreden gebelik sürecinin 37 haftadan önce sonlanmasıyla doğan bebeklere prematüre bebek denilmektedir. Doğdukları an anneleriyle değil de kuvözlerle tanışan bu bebekler aslında minik kahramanlardır ve dünyanın mücadele alanı olduğunu daha çok minikken öğrenerek savaşırlar. Her ne kadar 37 haftadan önce doğan bebekler prematüre bebek olarak adlandırılsa da;  dünyanın en erken doğan ve yaşayan bebeğin 21 haftalık olduğu tespit edilmiştir. İşte bu yüzden prematüre bebeklerin dünyaya ne kadar erken geldiği değil ebeveynleriyle birlikte nasıl mücadele ettikleri önemlidir.

17 KASIM FARKINDALIĞI

Dünyada her 10 bebekten 1’i 37 haftası tamamlanmadan prematüre olarak doğmaktadır. Yapılan birçok araştırmalar neticesinde ise prematüre doğumların yüzde 50’sinin nedeni henüz bilinmemektedir. Prematüre doğumlar aileler için ağır bir duygusal yüktür. Çünkü aileler şaşkınlık, tedirginlik, korku, kabullenmeme, isyan, suçluluk, sevgi, umut, bekleyiş gibi karmakarışık duygular içindedir. Kendileri küçük, sorunları büyük prematüreler o kadar immatürlerdir ki ; Akciğerleri gelişmediğinden makineler yardımıyla soluyabilirler, sindirim sistemleri gelişmediğinden ve emme refleksi henüz oluşmadığından anne sütünü ememez bunun yerine damardan veya sondalarla beslenirler. Bağışıklık sistemleri gelişmediğinden enfeksiyon hastalıklarıyla savaşırlar ve gözleri gelişmediğinden görme problemleriyle mücadele ederler. Beyinleri gelişmediğinden kanama, serebralpalsi, mental gerilik riskiyle boğuşurlar. Anne memesine değil karmaşık makinelere, kataterlere, sondalara, maskelere daha yakındırlar. Sayısız ağrılı işlemi yaşarlar, kan alırlar, kan verirler, ameliyat edilirler. Tüm bunlarla savaşan minicik bedenler yaşamın ilk anlarından itibaren  ölüm-kalım mücadelesi verirler. Dünya üzerinde giderek artan minik kahramanlara yani prematüre bebeklerin yaşadıklarına dikkat çekmek , prematüreliğe farkındalığını arttırmak amacıyla ‘’17 Kasım Dünya Prematüre Farkındalık Günü’’ olarak kutlanır.

 MİNİK KAHRAMANLARIN İLACI ANNE SÜTÜ

 Aynı zamanda bu süreçte prematüre bebek annelerinin doğum sonrasındaki süreçte psikolojik olarak çok zorlandığı bir dönemdir. Çünkü onlar dünyaya anne karnında gelişimini sağlayan bir bebek getiremedikleri için kendilerini başarısız bulabilirler. Ayrıca uzun süre bekledikleri bebeklerinin kendi kucaklarından önce kuvöze gitmesi de onları çok üzer ve yıpratır. Prematüre bebek gelişimi açısından en değerli etken; şüphesiz anne sütüdür. Çünkü anne sütlerinin içerikleri bebeklerinin ihtiyaçlarına göre farklılık gösterir ve prematüre bebek annelerinin sütü gelişimini tamamlamayan çocuklarının ihtiyaçlarını giderecek kadar mucizevidir.

Fakat morali bozuk olan annenin bir süre sonra sütünün kesilmesi ve bu annelerin çocuklarına yararlı olamadığını hissetmeye başlaması da onları yıkıma uğratır. Bunun beraberinde prematüre bebek annelerini çevrelerindeki kişilerin yersiz davranışları ve konuşmaları olumsuz etkilemektedir. Bu zaman zarfında en büyük görev babalara düşmektedir. Erken doğum sonucu dünyaya gelen bebeğiniz eşiniz kadar sizi de üzer fakat anne kendini suçlu hissetme eğilimiyle de baş ettiği için büyük olasılıkla babadan biraz daha kötü durumda olur. Eşinizi bu zorlu süreçte bir an olsun yalnız bırakmayın ve bir an olsun yanlış anlaşılmalara yer verecek ifadeler kullanmayın. Her şeyin düzeldiği ve bebeğinizi de alarak eve döndüğünüz o anı hayal ederek sabredin.

PREMATÜRE BEBEK ANNESİ TANIDIĞI OLANLARA ÖNERİ

Çevre tarafından anneye sıkça yöneltilen sorulardan biri de hamileliği sırasında bir yanlış yapıp yapmadığıdır. Bu soruları sormak anneyi zan altında bırakabilir. Zaten kendini başarısız olarak gördüğü için acı çeken bir anneye bir de ona bu şekilde hoş olmayan sorular sorarak onun kendini daha da suçlu hissetmesine sebep olabilirsiniz. Ayrıca eğer prematüre bebek annesi kendini kötü hissederse sütten kesileceğini ve bu durumun da prematüre bebek gelişimi açısından büyük tehlike arz edeceğini unutmayın.

  Sürekli bebeğin ne kadar küçük olduğunu dile getirmeyin. Zaten bilinen bir gerçeği herkesten duymak oldukça kötüyken bir de hassas bir durumda olan anneyi üzen bu durumu sürekli yüzüne vurmayın. Aynı zamanda eğer prematüre bir bebeğiniz olmadıysa karşınızdaki kişiye prematüre bebek bakımıyla ilgili öneriler ve fikirler vermeyin. Bilmediğiniz, deneyimlemediğiniz bir duruma dair dediğiniz her şey karşınızdaki kişiyi sadece kızdıracaktır. Ayrıca bu hassas konuya dair verdiğiniz öneriler prematüre bebek annesi tarafından sizin onu yetersiz bulduğunuz gibi de algılanabilir.

Doğum sonrasında anneye sakın “Senin bir suçun yok.” tarzında konuşmalar yapmayın; Çünkü ona bu tarz bir söylemde bulunmanız onu avutmaya çalıştığınız anlamına gelmektedir ve onu avutmanız da ona acıdığınızı belirtmektedir. Çocuğuyla ilgili zor dönem geçiren bir annenin savaşında bir de bu tarz bir söylemle baş edecek gücü ve sabrı ne yazık ki olamaz. Aynı zamanda çevre tarafından en çok yapılan hatalardan biri de lafı sürekli anne sütüne getirmeleridir. Bu zorlu dönemde anne çok üzgün olduğu için anne sütüyle ilgili zorluklar yaşıyor olabilir. Bundan dolayı lütfen anne sütü ile ilgili sorular sormaktan kaçının. Sütten kesildiği ve bu sebeple hayata küstüğü zamanlar olan bir anne, çevrenin anne sütüyle ilgili yaptığı yorumlardan dolayı daha da sarsılabilir.

Tüm bunların yanında en çok yapılan hatalardan biride doktoru eleştirmektir. Çünkü bu eleştiri doktoru değil, minik bebeğin gelişimini eleştirmek oluyor. Bu durum ise annenin moralini bozmaya sebep olacaktır. Yani bu konuya artık açıklık getirecek olursak prematüre bebeklere sahip anne ve babanın yanında tüm davranışlara dikkat edilmelidir.

SABIRLI OLALIM

Bir diğer konuya değinecek olursak eğer bu süreçte prematüre bebek annelerine sabırlı olmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü minik mucizeler kuvözdeyken annelerini hissediyorlar. Bebek ziyaretinde bol bol ten teması yapılarak bebeğe güzel sözler fısıldamak hem anneye hem de bebeğe çok iyi gelecektir. Uzmanlar tarafından yapılan bir çok araştırmaya göre tıbbi müdahale sırasında annenin bebeğiyle konuştuğunda, bebeğin ağrı ile ilişkili belirtilerinin azaldığını ve bağlılıkta rol oynayan, stresle bağlantılı hormon olan oksitosin seviyesinin önemli ölçüde arttığı gözlemlenmiştir. Bundan dolayı annelerin ve babaların sabırlı ve güçlü olması gerekir. Son olarak en önemlisi de, bu sürecin geçici olduğunu sonunda bebeğinizi kucağınıza alacağınızı düşünerek, anne sütünden mahrum bırakmayın.

Minik mucizelerinizle uzun ve güzel zamanlarınızın olması dileğiyle tüm prematüre bebeklerin ve prematüre bebek sahibi olan ebeveynlerin 17 Kasım Dünya Prematüre Farkındalık Gününü kutlarım. Bir sonraki yazımda buluşmak üzere…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Berna Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Pusula Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Pusula Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Pusula Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Pusula Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.