Ayıntablıların Protestosu…

Unutmamanızı ümit ederek ve isteyerek yazıyorum bu yazıyı.

Nasıl unutabilirsin ki!..

Unutulur mu ki!..

Unutulması mümkün mü ki!..

Nasıl unutulsun ki…

Gaziantep sokaklarında gezerken yoldan geçen herhangi birini çevirin.

Sorun kimsin, kimlerdensin; nesin diye.

Ya Gazi ya da şehit yakını çıkacaktır.

Bu şehrin altında şehitleri üstte ise şehit olmak isteyen yiğitleri bulunur Elhamdülillah.

Gaziantep’in kurtuluşunun 101’nci yıldönümünü onur, gurur, saygı, şükranla kutluyoruz.

Mensubu olmaktan onur duyduğum, Gaziantep’in işgalci Fransızlara karşı direnişi o dönemin Hakimiyeti  Milliye Gazetesi’nde birçok yazılara konu olmuş.

Biraz göz attım.

Farklı bir durum olmuştu diye araştırdım.

“Ayıntablıların Protestosu” diye bir bölüm buldum, okudum.

Şunlar yazıyordu;

“O gün, Babalar düşerse çocuklar kalkmakta, erkekler ölürse kadınlar ayaklanmakta, oğullar durursa kızlar yürümekteydi.”

Başka bir yazıda şu ifadeler kullanılıyordu,

“11 Şubat 1920 tarihli “ Antep’te Bir Hadise” (Hakimiyet-i Milliye, 11 Şubat 1920, S.8; Özçelik, 2005: 199-200)1 adını taşıyan yazıda “mukadderât-ı İslâmiyeye tecavüz eden” dört sarhoş Fransız’ı ikaz eden genç bir Müslüman’ın şehit edildiği haberi verilir. Bu olay üzerine halk galeyana gelmiş, sarhoş Fransızların sığındığı fırına hücum etmek istemiştir. Fransız kumandanı “katilin” idamı için harekete geçildiğini, bir daha bu gibi hadiselerin tekrarlanmaması için gereken tüm tedbirlerin alınacağını söyleyerek halkı sakinleştirmeye çalışmıştır. Bu yazı halkın sabrının tamamen taştığını, sinirlerin son derece gergin olduğunu ve Antep halkının hep birlikte harekete geçmek için hazır olduğunu göstermektedir.” yazıyordu.

“Ayıntabın Protestosu” başlıklı yazıda, bu protesto, Fransızların uluslararası hukuk ve insan haklarını ayaklar altına almaktan zevk aldıklarını belirterek başlar. İşgal 9. ayına ulaşmıştır. Antep, Türklüğün “meşum bir makberi” hâline gelmiştir. Masum insanların kanlarının dökülmesine, Fransızların on beşlik toplarıyla yıktıkları hanelere, yaptıkları zulme insanlık adına isyan edilir. En iptidai milletler bile ibadethanelere, kutsal değerlere hürmet gösterirlerken Fransızlar Antep’teki mabed ve mescitlerin en güzidelerinin dörtte üçünü mahvetmişlerdir. Yazıda “asar-ı kadime-i nefisden olan” bu mekânların adları sayılır: Alaüddevle Bey, Hacı Nasır, Hamra-yı Cedid, Hüseyin Paşa, Mahmud Paşa, Ali Nacar, Çınarlı, Âmâ Şeyh, Bostancı, Küçük Debbağhane, Dilber Bey, Tahtalı, Sâmiîye, Kozanlı, Şeyh Camileri.

Bu mezalimin tek sebebi olarak Antep halkının Türk ve Müslüman olması gösterilir. Antep’in asla Fransız idaresine tâbi olmayacağı ve Fransızların Antep’te hiçbir haklarının olmadığı haykırılır. Fransız mandası reddedilir: “Manda” kelimesinin “mim”ini kabul etmiyoruz. Dokuz aylık müdafaa ve merdâne musâraalarımız da hep onun içindir. Çünkü “manda”nın kabulü bizim için ölüme müsavidir. Şerefli bir ölüm bundan bin kere hayırlıdır.

Namus ve vatan için şehit düşen Antepliler “güle güle mezarlara defn” edilmektedir.

Fransızların zulmünü dünyaya anlatmaya çalışan Ayıntab’lıların Protestosu yazısı şu sözlerle biter:

“Şecaâtine, vatanına, ırkına ebediyen merbût olan Ayıntab her ne olursa olsun haksız bir kararı kanıyla silecek ve ebediyen Türk ve Osmanlı olarak kalacaktır. Bâlâdaki mesrûdâtımızın nazar-ı itibara alınarak bu fecâyiin nihayete erdirilmesi için delâlet-i insaniyetkârânelerini rica ederiz.”

101 yıl önce yaşananların kalem ile kelama dönüşmüş ruh ve duygu hali buydu.

Aynı ruh ve duyguyu bugün geleceğe, nesillere, ‘ben Antepliyim’ diyen herkese aktarmak hepimizin boynunun borcudur.

Antep’i Türk ve Osmanlı yurdu olarak muhafaza eden rahmete ermiş, şehit olmuş ecdadımızı ben Muhammed’i ruh olarak görüyor, biliyor ve kabul ediyorum.

Atalarımızın imkansızlıkları,  az olan sayıları fakat azalmayan inançları ile bugün bize bıraktıkları onur ve şeref ilelebet bize yeter.

Direnişimiz ve elde ettiğimiz özgürlüğümüz bizim için her şeyden değerlidir.

Parası şerefinden çok olan ve bu konuların kıymetini  anlamayan, idealist yaşamayı değil iddialı yaşamayı seçen bilinçsiz, ilkesiz, lekeli ve servetinin kaynağını açıklayamayan parası şerefinden çok olanlar bu günün kıymetini, önemini bilemezler.

Bu yüzden parası çok olan bu şehrin, gurur duyduğu atası olan erleri olarak Gaziantep’in kurtuluşunun 101’nci yıldönümünü en kalbi duygularla kutluyor, bu uğurda hayatını kaybeden, şehit olan isimli isimsiz tüm kahramanlarımızı rahmetle anıyor, adı Gazi olan ve halen Gazileri bulunan Antep’in ve Anteplilerin önünde saygıyla eğiliyorum.

Anlayan yüreğiyle beri gelsin, anlamayan parasıyla defolup gitsin.

Kalın Sağlıcakla…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arif Kurt - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Pusula Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Pusula Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Pusula Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Pusula Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.