Dolar ı̇nfı̇alı̇

Ahmet Delioğlu
Ahmet Delioğlu

Ekonomi, iktisat, finans… Paraya ilişkin ama para madalyonunun farklı yönlerine bakan ayrı ayrı uğraşlardır, bu alanlar. Yine de öyle ya da böyle, bu alanların mekteplisi olmasak da günlük hayatımızda satın aldığımız küçük bir sudan bir fabrika kurmaya yönelik tüm faaliyetlerimiz parasal meselelere ilişkin olduğundan biraz fikir sahibi olmamızda sakınca yoktur.

Şüphesiz ki, bu yazımız bireylerin parasal faaliyetlerine odaklandığımız bir yazı olmayacak; aksine yurtsal ve küresel bir para faaliyetine bakış atacağız. Her birimiz, günlük hayatımızda fakirleştiğimizi ve daha da ötesinde yaşam standartlarımızın ciddi şekilde düşmeye başladığını hissetmeye başladık. Bunun tek sebebi ne kötü yönetim ne kârsız faaliyetler olup dünya, alışık olmadığı bir finans haline geçme sancıları içerisindedir.

Önceden paranın değeri ve önemi, enerji kaynaklarının ve sair emtiaların kıymetiyle orantılıydı ama şimdi paranın neye orantılı tutulacağının bir krizi içerisindeyiz. Avrupa, çok uzun zaman sonra ilk kez enflasyonla yüzleşmekte, daima kapıda olan resesyon (durağanlaşma) tehlikesi artık içeriye nüfuz etmektedir. Amerika kıtası ise, tüm Amerikan ülkelerini kapsayacak şekilde bir kez daha atılım çabası göstermekte ama gerekli tüm şartları sağlayamamaktadır. Afrika, dünyanın en çok yatırım yapılan kıtalarından birine dönüşmekte ve zengin ülkelerin dengeli bir pazarı haline gelmektedir. Asya ise, tüm haşmetiyle birlikte yüzüne taktığı iyilik maskesini kullanarak korkunç emellerini gerçekleştirmek üzere hareket etmektedir.

Sanıyorum ki, ilerleyen süreç Sovyetler Birliğinin dağılmasından daha da tehlikeli bir hal alacak ve dengesiz bir hale bürünecektir. Amaç ne olursa olsun, biz Türkiye olarak yeni bir programa ihtiyaç duymaktayız.

Dolar elbette ki dünyada değer kazanıyor, küresel faiz alıp başını gitmek üzere ve piyasadaki sıcak para bankalara akıtılmak istenmektedir. Tüm bu isteklerin sahibi ABD’nin böyle yapmasındaki temel sebeplerden birisi ise; daima potansiyel bir rakip olan Avrupa’yı, dünya piyasalarındaki çok zayıf hakimiyetinden daha da alaşağı ederek kendisine daha da bağlama gayesinde saklıdır.

ABD’nin rakipleri çoğaldıkça dostları sessizliğe gömüldü ve ayrı barış yolları aramaya başladı; her iki dünya savaşında da Avrupa için belirleyici rol alan ABD, yaklaşan krizde ihtilafa düşmeyeceği dostlar arama gayesindedir. Avrupa ise, Asya ile kendisini kurtaracak bir uzlaşma peşinde olup çok açık bir şekilde kendi kendisi uçuruma sürüklemektedir.

Yatırımcıların ve özellikle Asyalı yatırımcıların, dünya piyasasında ne kadar önemli ama ne kadar basit bir rol oynadığını anlaşılır bir örnekle izah etmemiz daha kolay olacaktır.

Düşünelim ki; bir şehirde herkes birbirine X miktar olmak üzere borçlu olsun ve şehrin tamamında dahi kıymet arz edecek ve ödeme dengesi sağlayacak X miktar para da mevcut olmasın. Ama yol üstünden geçen bir gezgin, bu şehirdeki manifaturacının kumaşlarının çok iyi olduğunu duyar ve buradan X para miktarında kumaş alır.

Manifaturacının elinde iki ihtimal vardır: Parayı ya şehrin bankerine verecek ve o bu parayı faizle borç için kullanacak ya da manifaturacı, doğrudan borçlularına borcunu ödeyecektir. Ödeme yaptığı her bir kişi için de aynı seçenekler geçerlidir, ya ödeme yapılacak ya da para bankere verilecektir. Ödeme yapılırsa sorun yok ama eğer ki para bankere verilirse, banker parayı faizle arttıracak ve diğer borçlulara kaynak sağlayacaktır.

Diyelim ki, manifaturacıya da terzinin borcu var. Terzi, ya kendisine borçluları tarafından yapılan ödemeler ya da bankere para verilmiş ise oradan sağladığı krediler vasıtasıyla manifaturacıya olan borçlarını ödeyecektir.

Daha sonra kumaşları alan gezgin, kumaşın kalitesiz olduğunu iddia ederek manifaturacıdan parasının iadesini istiyor. Manifaturacının eline baştaki X miktar kadar para geçtiği ve tüm borçlarını tahsil ettiği senaryoda, gezgin ödediği X miktar parayı alarak çevreden uzaklaşıyor.

Gezginin etini iade etmediği yahut parasının tamamını geri alabildiği senaryo, daha az kafa karıştırıcı sonuçlara sebebiyet verecektir. Ama manifaturacının borçlularından tahsil ettiği ödeme miktarı X’den daha az ve gezgine verebileceği daha fazla parası yoksa, bu iş nereye varacaktır?

Tam da bu noktada burada kıyamet kopmakta, parasal dünyanın sorunları önü alınamaz şekilde ortaya çıkmakta ve iktisat bilimi şekillenmektedir. Özellikle ülkemizi de yakından ilgilendiren yukarıda verdiğim örneğin içeriğini ve sonuçlarını, bir sonraki yazımda detaylıca anlatacağım ve hepimiz ödemeler dengesine ilişkin temel bir fikir edinmiş olacağız.

- Gaziantep Pusula Gazetesi, Ahmet Delioğlu tarafından kaleme alındı
https://www.gazianteppusula.com/makale/11612742/ahmet-delioglu/dolar-infiali