Ziyadesiyle kalite (ünal et lokantası), mehmed ali’nin yolu

Aykut Demir
Aykut Demir

Bu haftaki mekan değerlendirme yazımızda, OSB’de yer alan Ünal Et Lokantasının servis ettiği ürünlere genel bir bakış atmaya çalışacağız. Ünal’ın şüphesiz ki servis ettiği ürünlerin hemen hepsi, Gaziantep standartlarının hayli üstünde olup OSB tantanası ve park edecek yer sıkıntısı da hayli hissedilir düzeydedir. Gerek hafta içi öğlen saatleri gerek hafta sonları sabah vaktinde, geniş mekan tasarımlarına rağmen ilerleyen süreçte masa sıkıntısı çekilebilecek gibi de görünmektedir.

Hijyen açısından yemeklerinin herhangi bir problemi olmamasına rağmen masalarının, kalabalık saatlerde eser miktarda kirli kaldığını ve çatal bıçak temizliklerinin tatmin edici seviyeden biraz uzak olduğunu belirtmeliyim. Personelin gerek yardımseverliği gerekse de güleçliği, daima hoş ve bilindiğiniz bir yerde ağırlandığınız izlenimi oluşturmaktadır.

Bakalım şimdi lezzetlerine… Kendileri hafta içleri öğlen saatlerinde, günlük olarak değişen fırında pişirilmiş kaburga, tandır, pirzola, kürek veya incik yemekleri servis etmektedirler. Yanlarında firik pilav, domates, soğan ve biber servis ettikleri bu yemekleri yaz mevsimi için biraz ağır gelmektedirler fakat gayet güzel pişmiş kaliteli bir etten imal ettikleri bu lezzetleri ağırlığına rağmen gayet tatmin edici bir haldedir.

Kebaplarının ise etlerinin ortalama üstü lezzeti ve kalitesi ile sizi memnun edecek düzeyde olduğunu belirtmem gerekiyor. Gerek şiş kebapları gerek porsiyon sunumları göz doyurabilme meziyetini haizdir.

Beyranları ise ayrı bir mesele… Sırf sabah dahi beyranlarını içmek için yolunuz buraya düşebilir, kaliteli ve seyir keyfi yüksek bir beyrana merhaba diyebilirsiniz. Kahvaltıları ise, pek az çeşidi ama her bir çeşidinin birinci sınıf kalitede olmasından mütevellit Gaziantep’te en sevdiğim kahvaltı servisidir. Unutmayın mesele sayılarda değil, özün kalitesindedir.

Kendilerinin iki ayrı tatlı lezzetlerini denedim ve her ikisinden de daima yüzümde ince bir tebessüm ile kalktığımı belirtmem gerekmektedir. İlk denediğim tatlıları olan katmer, kendisine has aroması ve insanı rahatsız etmeyen rahiyası ile gerçekten göz doldurmaktadır. Ama ve fakat şekerli fıstıklı peynirli börekleri… O öyle bir lezzet bombası ki, öyle bir damak şenlendirici ki her yediğinizde sizi ayrı bir keyif katmanına sürükleyecektir. Israrlı taleplerim sonucunda içinde herhangi özel bir maddenin olmadığının belirtildiği ödül hak eden bu ürün, sırf kendisi için dahi üçer beşer yemek üzere gidilesidir. Ben ki, bugüne kadar yediğim şekerli böreklerin (ki bu şehirde bu böreği denemediğim çok az yer kalmıştır) en iyisini daima annemin elinden yediğimi bilmeme rağmen bu mekanın börekleri annemin yaptığı böreklerden aşağı kalır seviyede değildir.

Lahmacunları ve masa sunumları vasat üstü sayılabilecek Ünal’da, fiyatlandırma şehrin kelli felli kebapçılarına kıyasen sunduğu ürün kalitesine bakılırsa kabul edilebilir düzeyde olup asıl mesele bir yemeğe bu kadar hesap ödememize sebep olan ekonomik şartlardır.

Haftalık mekan değerlendirme yazımızı bu seferlik de noktalandırdığımıza göre vakit, yazımızın muhteviyatının filayağından olan Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın icraatlarından söz etme vaktidir.

Daha önceki bazı yazılarımda belirttiğim üzere İstanbul’da II. Mahmud’un değişiklik rüzgarları eserken aynı süreçte Kahire’de de bir Osmanlı paşası değişimi destekleyecek ve II. Mahmud’un en büyük baş ağrılarından birisi olacaktır.

Adından anlaşılacağı üzere aslen Balkan olan Kavalalı, Mısır’a 1801’de Napolyon’un işgal harekatından geriye kalan son artık kuvvetleri de imha etmekle görevli ordunun Arnavut birliğinin komutanı olarak ulaşacak ve ardından Mısır’ın hakimiyetini ele geçirmek için diğer pek çok birlik komutanını saf dışı bırakarak 1805’de Mısır valisi olarak atanacaktır.

Avrupa tarzı bir ordu ve yönetim anlayışına engel olan en büyük güç yerel Türk beylerinden müteşekkil Memlukları sarayına şenlik bahanesi ile çağırarak imha eden Kavalalı, 1811’de Mısır’da son Memluk kalıntılarına da son vererek hâkim konuma geçecektir.

Şark geleneğine aykırı olarak Avrupa’ya askeriye tecrübesi kazanması için öğrenci gönderen Kavalalı’nın reformları, her ne kadar başta sadece askeri alanlara ilişkin dursa da aksi yönde gelişecek ve reformlar Mısır’ın kaderini yekunen değiştirecektir.

Okulların ders kitaplarını Avrupa’ya endeksleyen Kavalalı, Arap dilindeki ilk gazeteyi de 1828’de çıkarttıracaktır. Parantez arasında söylemek gerekir ki, II. Mahmud’un reform sürecine aşina olan kimseler hem II. Mahmud’un hem de Kavalalı’nın yaptığı reformlarının kronik takibine dikkat ederlerse şayet birbirlerine nispet yaparcasına peşi sıra geldiklerini göreceklerdir.

Yeni ordusu için Mısır köylerinden fellahlar toplayan Kavalalı, tıpkı III. Selim’in Nizam-ı Cedid ordusunda Anadolu Türk köylüsünü kullanması gibi Osmanlı’nın sıkı ve tedbirli geleneklerinden çok hızlı bir şekilde kopmaktaydı. Orduya alımları düzenlemek ve etkin bir vergi sistemi oluşturmak için bir nüfus sayımı yapılmasını emredecek olan da oydu.

Hazinesini de dolu tutmak isteyen Kavalalı, mevcut toprak işleme usulünün çağ dışı ve verimsiz kaldığını fark ederek zirai ıslahatlara girişecektir. Toprak sahipleri içinde en büyük güç olan ulemayı da zayıflatmak için iltizam sistemine son verecek ve vakıfları da vergi mükellefi yapacaktır. El koyduğu devasa büyüklükteki Nil kıyısına yerleşmiş olan önemli tarım arazilerini de güvendiği insanlara ve onların soylarına dağıtan Kavalalı, Mısır’da Memluklardan boşalan aristokrasi koltuğunu da kendi çevresi ile bu vesaitle dolduracaktır.

Ekim yapılamaz denen topraklara işlerlik kazandıran Kavalalı, yeni su kanalları ve barajlar açtırarak Nil’in hayat vericiliğini daha da genişletecektir. Aynı şekilde Mısır’da ilk sanayi programına da izin veren Kavalalı, 1830’larda otuz ila kırk bin fellahı sanayi tesislerinde, yüz binlercesini zirai alanlarda ve orduda kullanacaktır. Avrupa’dan makineler getirten Kavalalı, aynı zamanda modern fırkateynlerin sınıfında gemiler ürettirecek ve Mısır’ı bir savaş ekonomisi ve sanayi merkezine çevirecektir.

Mısır ticaretinin yabancılarla olan ayağına da tekel koyan Kavalalı, Mısırlılar ve Avrupalı tüccarlar arasına kendi yönetimini tek yetkili aracı ve komisyoncu olarak konuşlandıracak ve İstanbul’un verdiği kapitülasyonların Kahire’yi bağlamadığını ileri sürecektir.

Tarihi boyunca mutlak hükümdarlara gayet uyum sağlayabilen Mısır’ın tartışmasız hakimi haline dönüşen Kavalalı, yönetimini gittikçe bürokratikleştirirken Sultan II. Mahmud’un otoritesini de çiğnemeye başlayacaktır.

Kendi günlük hayatında da idari düzende de Türkçe kullanan Kavalalı, Mısırlılar yerine Gürcüleri ve Türkleri yönetime alacaktır ki bir Şark geleneği olarak azınlık Hıristiyanlara karşı onun da bir güveni mevcuttu. En sadık danışmanı, dışişlerinden de sorumlu olan Ermeni Boğos Paşa’ydı. Ama yerel Mısırlılar da Arapça da gün geçtikçe güçlenmeye başlayacak ve Kavalalı’nın ölümünü takiben bir kuşak sonra idare, bürokrasi ve eğitim Arapça haline gelecek ve fakat ordu da Türk etkisi uzun bir süre devam da edecektir.

 Kavalalı ise devasa boyutlara getirdiği ordusunu besleyecek yeni kaynaklar bulmak umuduyla, Sudan ve Mora deneyimlerinin de acısını almak üzere Osmanlı’ya saldırıp Osmanlı’nın Rusya’ya yaklaşmasına sebep olacaktır. Lübnan, Suriye ve Adana bölgesini bir barış antlaşmasıyla ele geçiren Kavalalı’nın bu bölgelerde de aynı reform hareketlerine girişmesi İngiltere’yi şüphelendirecek ve Osmanlı’yı, Rus etkisinden de kurtarmak gayesiyle destekleyecektir.

Kavalalı üstüne gönderilen ordunun imhası neticesinde bizzat İngiltere işe karışacak ve Beyrut’a bir filo göndererek Osmanlı ile müşterek şekilde Kavalalı’ya karşı mücadele edecektir. Günün sonunda daha önceden işgal ettiği tüm topraklardan çekilen Kavalalı, soyundan gelenleri de kapsamak üzere Mısır valiliği ile yetinmek zorunda kalacak ve ordusunun on sekiz bin kişiyle sınırlandırılmasını kabul edecektir.

Ordunun küçük düşürücü şekilde küçültülmesi neticesinde, Kavalalı’nın kurduğu tüm harp ekonomisi çökecek ve yeni kurulan tersaneler, mühimmat atölyeleri ve sanayi tipi merkezler birer birer kapanacaktır. Bu gelişmelerden sonraysa Kavalalı’nın halefleri, asla onunki kadar iyi bir ekonomik duruma sahip olmayacak ama Kavalalı’nın geride bıraktığı kadrolar ve idare tarzı, küçük ama dikbaşlı bir ülkenin doğumuna sebep olacaktır.

İngiltere ise, Osmanlı’yı Kavalalı şerrinden kurtardığı için ödüllendirilecek ve Baltalimanı Antlaşması ile Mısır dahil olmak üzere tüm Osmanlı topraklarında devlet tekelini yok ettirecek ve gümrük tarifesi yüzde üç gibi cüzi bir rakama sabitlenecekti. Bu antlaşma neticesindeyse hem Mısır’ın hem Osmanlı’nın toprakları Avrupa için açık bir pazara dönüşecektir.

- Gaziantep Pusula Gazetesi, Aykut Demir tarafından kaleme alındı
https://www.gazianteppusula.com/makale/11619799/aykut-demir/ziyadesiyle-kalite-unal-et-lokantasi-mehmed-alinin-yolu